MELANKOLİK BİR YAŞAM

Akyaka /Muğla

1997 / İlkbahar

Hüznü geçmişte bırakarak baharın renkli kokusunu duyar gibiyim…

Evimiz güzel bir sahil kasabasındaydı. Etrafında bir kaç evin bulunduğu, papatyaların, güllerin, nergizlerin… İçinde  mutevazı bir yaşamın içindeydik. Ara da sırada evin verandasında ahşap sandalyeme otururak karşımda ki denizin sesini dinlerdim, denizden gelen ses beni sakinleştiriyordu. Sesin yankı yaptığı bu mavilik içinizde tuhaf hislere neden oluyordu. Mavi’nin tonları o kadar güzeldi ki, içinde beyaz köpüklerin olduğu su dalgacıkları, bazen mavi dünyanızı karartabiliyordu. Verandanın yanında birde çok sevdiğim hamağım var. Denizden gelen sıcak rüzgar uğultusu sizi bir anda rüyalara götürebilir o esnada hamağa yattığınız da gerçek dünyadan soyutlandığınızı hissedebilirsiniz. Veranda’nın büyülü ortamından çıkarak sizi o an not aldığım küçük mavi not defterimin bize anlatacağı anılarına götürüyorum…

Meryem  24 yaşındaydı...

Doğal kestane rengi saçları ipek gibiydi, yüzü beyaz ve narindi, yuvarlak büyük mavi gözleri hırçın deniz gibiydi, gözlerine baktığınızda fırtınanın içinde kaybolduğunuzu hayal edebilirdiniz. Alnına baktığınızda geçmişte çok acılar yaşadığını görebiliyordunuz. Yüzü çok güzeldi, geçmişteki yaşadığı acılar sanki yüzüne yansımıştı, acılar sır olup gitmiş  her daim size bakarken yüzü gülüyordu. Duygusal ve bir o kadar da sevimli davranışları olan çok karakterli bir kızdı. Ayrıca çok zarif bir giyimi ve mutevazı bir yanı vardı. Hayatın ona oyun oynadığı yirmili yaşlara kadar dünyayı toz pembe görmeyen bir yaşantısı olan  Meryem, hayatın oyununa hiç yenilmemişti.

Geçmişteki en büyük acısı kararsızlıklarıydı, bir iş yapmadan önce çok düşünürdü ama dogru yolu bir türlü bulamazdı, karar verdiği anlarda hep yanlış yolu seçmişti. Bu kararsızlığı onu en sonunda yanlız bir yaşamın esiri yaptı. Kasabadaki evinde tek başına günlerini aylarını ve yıllarını geçirmeye başlayan Meryem, bu süreçte hastalandı, travmatik ani ataklar geçirdi, korktu, üşüdü bazende kendi kendine yaşadıklarına güldü.

Evin önünün de ki verandaya yağmur yağdığında oturur, denizin doyumsuz maviliğine bakarak küçük mavi defterini çıkartarak notlar tutardı, belki de Meryem’in bu not alışları onun yalnızlığının ve yaşadığı travmatik olayların bir sonucu olabilirdi. Ailesiyle birlikte bir gün babasının küçük balıkçı teknesiyle gezintiye çıkmışlar, masmavi denizin diplerine doğru iyice açılan aile birden sağanak yağışın esiri altında kalmışlardı.

Yağmur o kadar şiddetli yağmaya başlamış ki tekne şiddetli rüzgarın ve hırçın dalgaların altında alabora olmuş. Hemen yakınlarda ki başka bir teknenin aileyi görmesi onları kurtarmış, tabi o anlarda boğulma tehlikesi atlatan Meryem 6 yaşından sonra travmatik sorunlarla mücadele etmek zorunda kalmış. Dolayısıyla yalnız yaşamın perdesi o an açılmıştı 20’li yaşlardan sonra kasabadaki  güzel bir eve yerleşmiş ve burada hayatına devam etmiş. Kısa hayatına bir çok şey sığdıran

Meryem’in yaşantısal düşünceleri onu yavaş yavaş bir yazar haline getirmiş. Mavi not defterine uzun yıllar küçük notlar yazan Meryem en sonunda bir arkadaşının yardımıyla notları birleştirmiş. O kadar çok not varmış ki birleştirmek çok uzun bir zaman almış. Sonunda küçük sevimli bir roman ortaya çıkmış. Meryem’in ilk romanı bu şekilde oluşmuş ve adını da ‘Küçük Mavi Deniz’ koymuş. Uzun bir zaman ailesinden uzak kalan Meryem, yazdığı romandan sonra tekrar ailesinin yanına dönmeye karar vermiş.

Sizi destekleyen birileri yanınızda olduğu sürece sizi üzen ve sizi tehdit eden sağlık sorunlarıyla baş etme çabanız daha sağlıklı olur. Meryem de ailesinin ve arkadaşının desteğiyle bu zorlu süreçleri atlatmış ve kısa sürede yaşama tutunarak hayallerini gerçekleştirmiş.

Ailesiyle birlikte bahçe işleriyle ilgilenmeye başlamış, en çok sevdiği şeylerden biri bahçeye kokularını çok sevdiği Nergizlerden dikmekmiş. Nergizler olunca bunları toplayıp komşularına dağıtan Meryem aynı zamanda çok yardım sever bir kişiliği de sahipmiş. Uzun zaman ailesine yardım ettikten sonra tekrar  sınavlara hazırlanan Meryem  En çok istediği bölüm olan  yazarlık bölümünü kazanmış. Bu süreçte ailesinin de her zaman desteğini almış. Ailesi Meryem’i hiç yalnız bırakmamış.

Meryem’i hayata bağlayan roman onun üniversiteyi kazanmasını da sağlamış. Roman çıkarttıktan sonra ki yaşantısı yaşadığı travmatik süreçleri bir nebzede olsa azaltmış. Ailesiyle konuştuğumuzda arada sırada rüyalarında geçmişteki travmatik olayları  gördüğünü, uykudan uyanarak ailesinin yanına gidip onlara sarıldığını söylüyor. Üniversiteye başladıktan sonra yavaş yavaş psikolojik travmaların üstesinden gelmeye başlamış.

Geçmişteki sorunlar bazen unutulmaz, birey bu olayları unutmaya çalışır bir çok yaşantı geçirir ama malesef bilinçaltımız sizi günlük yaşantınızda rahatsız ederek anık, ani şok olaylarında geçmiş yaşantılar ortaya çıkabilir. Bu olayları unutmak veya azaltmak size bağlı. Meryem ve mavi not defterine teşekkürler.

“Melankolik bir mavi, not defterinize yazdığınız kelimeleri çoğaltabilir.”

Sağlıcakla Kalın…