2014 / Kış
Erçek / VAN
7 yaşındaydı,
İsmi siyahın beyaza büründüğü, sıcağın soğuğa karıştığı “Kardı.”

Kardan çilleşmiş al bir yüzü, beyazın siyaha karıştığı küçük gözleri, saçları sarıyla kahverenginin birbirine karıştığı sonbaharda dökülen sarı yapraklara benziyordu. Hafif güleç yüzlü ve güldüğünde gamzeleri belli olan sarışın, tombul bir kızdı.
Kar taneleri arasından dökülen kelimelerin içi gibi sessiz, sakin ve çalışkandı…
Köyün en uzak tepelerinden birinde evleri vardı, kırık dökük bir çatı, boyası dökülmüş ahşap dış kapı, pembemsi küçücük pencereleri olan bu evde yaşıyorlardı. Anne ve baba çok yoksuldu, bir göz evlerinin içinde ufak tefek eşyaları vardı, küçücük bir odun sobasının önünde ısınmaya çalışıyorlardı. Bu köyde kışları çok sert geçtiği için baba çocukları üşümesin diye üç km uzakta olan köye gidip odun keser tekrar evine dönermiş. Yoksul oldukları için giyecek fazla elbiseleri olmadığı için anne , evin bahçesinde olan koyunlardan yün alarak yünlü kalın elbiseler dikermiş.

Baba işi gereği köye sabah erkenden kalkıp ilk önce kızağını hazırlar, sonra kızının odun sobasında hazırladığı sıcacık tereyağlı ekmeklerden yiyerek birlikte yola düşerlermiş. Köy biraz uzakta olduğundan fırtına çıktığında gidip gelmesi daha da zorlaşıyormuş. Fırtına çıktığında kızını sırtına köye böyle gidiyorlarmış. Köye vardıkların da kızını hemen okula bırakarak işe gidiyormuş.
Yağmur, çamur demeden soğuğun, ayazın içine işlediği hava koşullarına aldırış etmeden üç – beş kuruş kazanıp evin yolunu tutardı. Az da olsa bir şeyler kazandığı için çok mutlu olurmuş.

Babanın ismi, Arıkan Aydoğan, Annenin ismi, Yağmur Aydoğan
Baba, kaynakçıydı. Anne ev hamını aynı zamanda küçücük bahçelerinde sebze meyve ve bir kaç tane hayvanla uğraşıyor. Baba Aydoğan, işi olmadığı günlerde eşine mutlaka yardım ediyor. birlikte her işin üstesinden geliyorlar. Küçük kara gözlü Kar çok çalışkan bir kız, okuma isteğiyle yanıp tutuşuyor. Baba Aydoğan, köye her gittiğinde kızının öğretmenleriyle konuşarak onun ne kadar okuma isteğiyle dolu olduğunu anlatırmış. Arada sırada kızı için kasabaya giderek okuma kitapları alarak kızının derslerine çalışması için her şeyi yapmış. Kar, 12 yaşlarına geldiğinde okulda iş eğitimi dersinde öğrendiği kızıl topraktan küçük heykelcikler yapmaya başlamış. öğretmeni, Göksu Günay, sınıfa her hafta getirdiği kil topraktan öğrencilerine istedikleri şekilleri vermelerini ve güzel heykeller yapmalarını istiyormuş.

Öğretmen Göksu, bazı çocuklardaki yeteneği ve el becerilerini böylelikle yavaş yavaş ortaya çıkarmaya çalışmış. Özellikle Kardaki el becerisi yeteneği ile diğer öğrencilerine nazaran daha dikkat çekiciymiş. Kar, kızıl topraktan kendi ailesinin küçücük heykellerini yaparak öğretmenini çok şaşırtmış. Kendini kardan adama benzeten Kar. Öğretmeni ; ‘Neden kendini kardan adama benzettin?’ demiş. Kar; ‘ Benim ismimde Kar, soğuk havaların çocuğum ben, biz çok yoksulluk çektik halen çekiyoruz.’ Demiş. Kendini, Kardan adama benzeten Kar, geçmişte yaşadığı üzüntülerini yaptığı bazı küçük heykellere de yansıtmış. Derslerini de ihmal etmeyen küçük kara kız. Öğretmeninde desteğiyle yaptığı birbirinden güzel heykellerle açılan yarışmalarda ödüller kazanmış.

Özellikle yaptığı güzel bir heykel çok hoştu ve benim dikkatimi çeken en güzel heykelcik ismi ‘Kitap ve Öğretmen.’ Öğretmeni Göksu ve arkadaşlarıyla birlikte kitap okumayı çok sevdiği için böyle bir heykel ve isim bulmuş. Bu isimden sonra yaptığı bütün heykellere güzel isim vermeye başlamış. Lise için köyden kasabaya giden Kar, çok zorluk çekmiş, ailesinin yoksulluklar içinde büyüttüğünü ve okuttuğu yılları hatırladıkça okumanın ve çalışmanın ne kadar kıymetli olduğunu aklından hiç çıkarmamış. Kasabada okurken, yaptığı heykelleri de satışa çıkaran Kar, bir çok satıcıyla görüşerek birbirinden farklı çok değerli heykeller yapmış. çalışmanın ve azmin başarısı mutlaka kazanç getirecektir.

Kar, bilinç altında kalan geçmiş günlerini unutmayarak o hırsla çalışmış ve çalışmasının neticesini lisenin son yıllarında sınavlarına hazırlanarak güzel sanatlar fakültesine giderek almış. Ailesinin tek gözlü evini hiç bir zaman unutmayan Kar, kasabada kiraladığı küçük şirin bahçeli geniş bir eve ailesini getirmiş. Ailesiyle bu evde yaşamaya başlamışlar.
Kar, hayat şartları ne kadar zor olursa olsun hiç bir zaman pes etmemiş. Her zaman çalışmış, tabi ki de onu destekleyen birilerinin yanında olduğunu bilerek, yaşamın ne kadar zor olduğunu öğrenmiş. Hayat deneyim, tecrübe, bilgi ve zekadan ibaret olmadığını sevginin ve bunun yanında cesaretinde olduğunu bize en güzel şekilde anlatan Kar’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.

“Kar taneleri soğuktur, onları yakından incelediğinizde ne kadar sıcak olduklarını fark edeceksiniz”
Sağlıcakla Kalın…
