19 Mayıs / SAMSUN
Mevsimlerden Yaz
Ilık bir havanın teninizde hissettiğiniz sıcaklığında zamanın nasıl ilerlediğini görebiliyordunuz.

Nefes alamıyorum,
Sessizliğin içinde boğuluyorum,
Her şey bir girdap gibi içine çekiyor beni,
Kelimeler, cümleler, dilimde dolanıyor, konuşmaya çalışıyorum ama konuşamıyorum,
İçimde bir ürperti, karartı, nahoşluk var,
Saniyeler, dakikalar, saatler geçip gidiyor,
Her gün bir önceki günün kopyası sanki,
Belki de çocuksu fırtınaların başlangıcı, belki, hıncın, öfkenin, belirtisi bu sessizlik…

En niyayetinde bir başkaldırı, sessiz çığlık, karanlığın aydınlığa dönüşü.
Dakikalar, dakikalar, dakikalar…
Gözlerine baktığımda hayatının ne kadar kısır döngü içinde olduğunu anlayabiliyordum,
Kafasından geçen düşünceleri, yüzündeki karamsarlığa bakınca görebiliyordunuz, zaman onun için çok kıymetliydi, onun nefesiydi, hayatta kalma amacıydı, zamanı çok önemsiyordu. Küçük yaşlardan itibaren meraklı oluşu onu zamanı nasıl kullanacağını öğretti. 7 yaşında babasının aldığı saat onun hayatını değiştirdi. Zamanın ne demek olduğunu saati taktığında anladı.

Bu saatin çok naçizane bir özelliği vardı; saatin üzerinde isminin baş harfleri K – K ve hayata gözlerini açtığı tarih yazıyordu. Babası, onun hayatını değiştirmişti. Hayatımızda ki bazı ilkler ister istemez sizin geleceğinizde söz sahibi olabilir. Bu siz göremeyebilirsiniz, fark edemeyebilirsiniz, ancak siz fark ettiğinizde o duygu sizi bir yerlere mutlaka alıp götürecektir işte o zaman hayatınız olumlu veya olumsuz değişecektir.

Kutay Kuyaş,
34 yaşında,
Astronomi aşığı.
Küçük yaşlarda akranlarından farklı yaşam kriterlerine sahip olan Kuyaş, hareketli aynı zamanda asosyal bir çocuk. En çok sevdiği şey bir şeyleri söküp takmak ve incelemek. Küçük yaşta edindiği bu araştırma becerisi onu sürekli okuyan biri haline getirmiş, araştırma ve inceleme babasının ona aldığı saatle başlayan Kuyaş, meraklı ve hayal dünyası sürekli değişkenlik gösteren bir yapıya sahip. Yeni şeyler araştırdıkça bazen, bir bilinmezlik bazen de bir çıkmazın içine giren Kuyaş, sorunların üstesinden 6-7 yaşlarında kazandığı sorumluluk prensibiyle zor problemleri kolaylıkla çözebiliyor.

Babasının ona hazırladığı küçük atölyesinde birbirinden ilginç saatleri kırıp bazen de söküp inceleyen kuyaş el becerisi çok gelişmiş bir çocuk. en çok sevdiği şeylerden biri, saatlerden ilginç yüz figürleri ortaya çıkarıyor. Saatlerin içindeki materyalleri ince tahtanın üzerine koyarak göz, burun, kaş, saç dudak, vs. Nesneler yapabiliyor. Bu ilginç tasarımını da ortaokul yıllarında edinmiş. O yıllarda çok sevdiği resim öğretmeninin doğadan öğrencilerine toplattığı materyallerle birbirinden ilginç resimler yapmalarını istemiş.

Dolayısıyla geçmiş yaşantılarını unutmayan Kuyaş, bu natüralist çalışmayı saatlere uyarlamış. Bir çok insan figürleri oluşturarak onları tablo haline getirmiş okuldaki öğretmenleri Kuyaş için sergi açarak onun ne kadar bilinçli ve araştırması, sorgulayıcı bir çocuk olduğunu göstermiş. Bunun yanında zamana çok ilgisi olduğundan saatler üzerinde araştırma yapmaya başlamış. Lise son sınıfa kadar birbirinden ilginç saatlerle ilgili çalışmaları olmuş. Saatlerden sonra en çok ilgisini çeken şey astronomi, babasının aldığı teleskop liseden sonraki hayatını farklı bir boyuta taşımış. Her gece evinin balkonundan yıldızları izleyerek onlara farklı isimler veren Kuyaş, yıldızları ve onların parlaklıklarını ve hareketlerini sürekli not etmiş.

Dünya dışı uzayı ve gezegenleri izlemek onun için hayal dünyasının sınırlarını aşmak demek, rüyalarının gerçeğe dönüşmesi, düşüncelerinin gelecekte hayat bulması, dünyamızdan farklı hayatların varlığı vs. Buna benzer bir çok teoriyi yıldızları inceleyerek düşünen Kuyaş!ın bir gün dikkatini çeken bir yıldız olmuş, bu yıldız her gece diğer yıldızlardan daha parlak görünüyormuş ve daha büyükmüş. Bu yıldıza çok güzel bir isim veren Kuyaş, yıldızın ismini “Atatürk” koymuş. Akıl parlaklığının simgesi, başarının sihri.

Kuyaş, bu sihirli başarısını Üniversitede Astronomi bilimini seçerek devam ettirmiş. Üniversitede bir çok araştırma yaparak yeni teoriler ve zamanla ilgili farklı sentez düşünceler üretmiş. Kuyaş’ın en sevdiğim yanı sorgulayıcı, üretken ve bunun yanında çok okumasıdır. O, kendi geleceğini ve başka insanların geleceğini şekillendiren nadir bir çocuk. Düşsel gücü, yaşamını renklendirmiş. Tabi bunun yanında zamanı en iyi şekilde değerlendirmiş.
Yılmadan, vazgeçmeden, severek, zamanın adını kendi seçimleriyle oluşturmuş ve saniye, dakika, onun için hayat felsefesi oluşturmuş. Onun Nefesi; suskun yaşamının sesi, kelimelerine ışık, huzursuz yaşamına mutluluk kaynağı olmuş.

“Zaman, sessizce, çığlık atarak akıp gidiyor, kimileri zamanı iitir kimileri duymazlıktan gelerek yaşamaya devam eder.”
Sağlıcakla Kalın…
