Zelve / Nevşehir
1982 / Mayıs
İçimdeki çığlığın sesi, bir ağacın yeşil yapraklarında gizli…

Yüzü çok soluktu,
Sarıya çalan bir yüzü vardı,
Bakışları da çok tuhaftı, sanki yüzündeki soluk ifade gözlerine yansımıştı,
Gözleri ağlamaklıydı, gözlerindeki ışık hüzmesi varla yok arasında gelip gidiyordu,
O, otizmliydi ama bunu bilmiyordu.
Her gün, odasında ki pencereden bakar, mavi gözlerindeki karamsarlık her yere yayılırdı,

En çok sevdiği şey aynasıydı, her sabah uyandığından ilk işi aynaya bakmak ve elindeki tarakla saçlarını taramaktı,
Kendi istediği zamanlar, kendi kendine bir şeyler mırıldanır ama bu mırıldanışını kimse duymazdı çünkü duyduğu şarkıları hiç unutmazdı, onları ezbere bilir sessizce söylerdi.
Kış masalı türünden bir yaşamı vardı, bazen kasırga dolu düşüncelere sahipti bazen de lapa lapa kar yağar gibi dolu düşünceleri vardı. Hayat onun için sıcağın ötesinde bir yerdeydi, bir türlü soğuk yaşamının etkisinden kurtulamamıştı. Bazen heyecan dolu bakışları onu mutlu ediyordu, karşısına geçip gözlerinin içine baktığınızda daha da mutlu oluyordu ama sizin gözlerinize bakamıyordu. Onunla iletişim kurmak biraz zordu, hayatı kendi istediği gibi yaşamayı sevdiğinden onun istekleri doğrultusunda iletişim kurabiliyordunuz. Onun kendine ait özel rutinleri vardı, bu rutinlerin dışına asla çıkmazdı.

Babası bir gün onu evin bahçesinde camlara, eline aldığı demir bir çubukla vururken yakalamış. O kadar güzel sesler çıkartıyormuş ki hepsi değişik ritimlerde ve kulağa hoş gelen seslermiş. Şişelere vururken aynı anda ezberlediği şarkıyı da söylüyormuş. Babası, haftanın belirli günlerde aynı saatlerde bahçeye indiğini ve şişelere vurarak ezberlediği tüm şarkıları teker teker ritimlerle söylediğini ve sesleri çok güzel çıkardığını anlattı. Babası, çok sevdiği özel çocuğuna ahşaptan çok güzel bir bateri almış. Babasının süprizine çok sevinen bu masum, sevimli ve akıllı çocuğumuzun ismi Esrigün Yaldız. İsmi gibi fırtınalı bir yaşamı var.

Esrigüne, 3 yaşında otizm teşhisi konmuş. Bunun nedeni, evde görsel temas kuramaması, fazla konuşamaması, az gülmesi, sürekli tekrarlayan rutinleri olması. En önemlisi de ne zaman isterse o zaman konuşması vs. Bu çocuğumuz yaşantılarına göre çok geride olmasına rağmen, seslere karşı çok duyarlı olduğundan sesleri tekrar ederek ezberlemeye çalışmış. Özellikle evde duyduğu, dinlediği sesleri ezberlemiş ve kendi kendine şarkı söylemeye başlamış.
Otistik çocukların zihinlerini okuyamayız, neler yaptıklarına bir anlam veremeyiz, onların ne istediğini anlamak için serbeste çalışma metodu geliştirmek bunun yanında iletişim becerisi kazandırarak konuşmaya çalışmak onları biraz da olsa anlamak için yeterlidir. Esrigün ağır otizm davranışları göstermediği için onu anlamak oldukça kolay, yaptığı becerileri izlediğinizde neler yapabileceğini görebilirsiniz.

Bu bireylerin, ağır olmayanların, hoşlarına giden beceriyi ona sunduğunuzda o beceriyi mutlaka ilerletecektir. Çünkü bu çocukların bir başka özellikleri de çok takıntılı olmalarıdır. Esrigün’ün seslere duyarlı oluşu onu bir şeylere vurmaya yöneltmiş bunun sonucunda ailesi ona bateri almış.
Babası da müzik öğretmeni olan bu özel çocuğumuz ses becerisini geliştirmeye çalışıyor ve bunun yanında notaları da öğrenmiş oluyor. Özel öğrencimizin babası Nevşehir’in ilçesi Zelve de çalışıyor. Esrigün de ailesiyle birlikte burada yaşamakta Zelve’in harika doğasıyla ve Peri bacalarının eşsiz güzelliği arasında Esrigün’ün yeteneği birbirlerini adeta tamamlamış. Doğanın sesi, doğanın tılsımı onun bateriye dokunuşunu etkilemiş ve ortaya pürüzsüz, duru, nazik bir ses çıkmış. Sese her dokunuşta içindeki çocuğun nasıl heyecanlandığını görebilirsiniz. Yüzündeki solgun ifade müziğe başladığında gözlerindeki maviliğin rengini sizi ışık olarak yansıtıyor. Onun içindeki kıvılcım ateşini görebilirsiniz.

Onu dinlediğinizde, onun sesine kulak verdiğinizde o sesin içinizde yarattığı hissi anlayabilirsiniz. Doğanın içinde doğal materyallerle çalışmak doğadan aldığınız enerjiyi ve doğanın size sunduğu güzellikleri görmenizi sağlayabilir. Esrigün otizmli olmasına rağmen, sosyal faaliyeti gerçekten çok iyi tabi ki bunun en büyük katkısı onda olan müzik yeteneği. Arkadaşlarıyla birlikte okulda ve bir çok yerde mini konserler veren özel çocuğumuz, kendini bu sayede daha iyi iletebilme imkanı buluyor.

Otizmli bireyler sosyallik konusunda çok hassastır. Onların dünyaları sadece kendilerine aittir ve kendilerini o dünyaya hapsetmişlerdir. Farklı çevreleri tanımadıkları için ve o çevrelerin kendilerine zarar vereceğini düşüncesiyle herkesten uzak durmaya çalışabilirler. Bu çocukların çevrelerindeki çoğu insan özel çocuklardan uzak dururlar, kendi çocuklarını da bu özel çocukların yanına yaklaştırmazlar çünkü zihinlerindeki karanlık kalıbın ötesine çıkamazlar; normal bireylerin aileleri onları öcü, kötü, çirkin vs. Olarak adlandırabilir. Bu nedenler günümüz toplumunda bazı kalıplaşmış yargıların dışına çıkmak bu tür çocukları anlamanıza ve sevmenize yardımcı olacaktır.

Esrigün, doğanın bir perisi, kızıllığın renginde sürüp giden hayat serüveni onu asla durdurmayacak, çalışma azmi, seslere verdiği ilham ve aşk onda olan bilinçaltı sessizliğini trampetine yansıtmış. Doğa bazen mucizelerle doludur, birileri mutlaka bu mucizenin çıkmasına yardım eder, yeter ki siz isteyin ve çabalayın…
“Özel çocuklar bazen sizinle sessiz sinema oynar, onları iyi gözlediğinizde içlerindeki çığlığı görebilirsiniz.”
Sağlıcakla Kalın…
