İLK ADIM

Ayvacık / ÇANAKKALE

2001 / Güz

Çanakkale’nin rüzgarlı, fırtınalı günlerinden biri…

Henüz 21 yaşındaydı.

İsmi gibi temiz, saf ve güzel bir insandı.

Nahoş biz yüzü, kimseye benzemeyen gözleri, bir o kadar da sıcak gülümsemesi vardı. Size baktığında içiniz bir garip olur o an kendinizi çocuksu davranışların içinde bulurdunuz. Narin, yeşil gözleri  küçük şirin evlerinin önündeki denizi hatırlatıyordu. Bu küçük şirin evde babasıyla birlikte yaşıyorlarmış.  Kumsala yakın bir yerde babasının yeşil renkte takası varmış.

Babası denizi çok severmiş, onun için deniz bir yaşam stili bir tutkuymuş,  arada sırada denize gider, fırtına yoksa  havanın durumuna göre balığa çıkarmış. Sabah gün doğmadan takasını hazırlar, birde hiç unutmadığı çaydanlığını yanına alırmış. Babası balık tutmayı çok severmiş. Kızını da ilkokula başladığı yıllarda takasıyla balık tutmaya götürürmüş. böylelikle meraklı bir balıkçı olmuş. Balık tutarken çaylar demlenir, hoş sohbetlerle balıklar tutulur akşam eve dönülürmüş. Aksama eve geldiğinde tek düşüncesi iyi bir bölüm kazanıp iyi bir üniversitede okumakmış.

Babası gibi okuyup memur olmak istiyordu, babasının maddi durumu pek iyi değildi bu yüzden çok çalışıp çok başarılı olmak istiyordu. Böylelikle ilk adımını atmaya başlamıştı. İlk okula babasının memur olduğu Çanakkale’nin ilçelerinden Ayvacık ta okumuştu. Daha sonra ortaokulu Atatürk Ortaokulunda bitirerek liseyi Cumhuriyet lisesinde okumuş. Babası, çok sevdiği Çanakkale’yi bırakamadığı için emekli olana kadar burada çalışmış bu yüzden kızı da Üniversiteye burada başlamış ve halen burada İnşaat Mühendisliği okumaya  devam ediyormuş  çok başarılı bir geçmişi olmasına rağmen bir o kadar da mutevazı kişiliğe sahip olduğunu gözlerinize ve konuşmasına bakarak anlayabiliyorsunuz.

Kansu kuter,

İnşaat Mühendisi.

Bir şeylere sıfırdan başlayıp ortaya yeni bir ürün çıkartmak onun felsefesiydi. İlk adımına üniversitede küçük ahşaplardan ve başka materyallerden yararlanarak yaptığı küçük yapılarla ve çizimlerle başlamıştı. El becerilerini ilk okulda ki Öğretmeninin küçük materyallerle çok çalıştırması neticesinde geliştirmiş. Dolayısıyla Üniversite de  İnşaat bölümünü seçmesinin altında geçmişten gelen bir bilinç altı yaşanmışlığı var. Babasının balık merakı Kansu’nun da meraklı olmasını sağlamış. Hayatımızda ki bazı alışkanlıklar değiştiğinde  bilinciniz de buna uyum sağlayarak yeni bilgiler öğrenecek ve sizi farklı yönlere çekecektir.  Babası, Kansu’nun ilk okulda bir sorun yaşadığını anlatmıştır bu sorun, bir şeylerle uğraşırken çok iyi odaklandığı, sürekli aynı davranışları tekrarladığı ve bazı rutinleri olduğundan bahsetmişti.

Babası Kansu’nun ilk öğretim öğretmeniyle konuştuğunda Kansu’nun otizimli olduğundan şüpelenmiş. Sonra Kansu’yu doktora götürdüğünde yapılan testler neticesinde  1-2 yaşlarında bir tramva veya annenin hamilelik dönemlerinde yetersiz beslenme ve bazı yanlış gıdaların özellikle içeriğinde zararlı olabilecek gıdaların alımından kaynaklanan unsurlar sebebiyle Kansu da böyle bir durumun olabileceğini anlatmış. Gerçekten de Kansu da otizm spektrum bozukluğu olduğu gözlemlediğim davranışlardan yola çıkarak söyleyebilirim. Bazı bireylerin belirle rutinleri ve sık görülen davranışları vardır. Bu davranışları çevresindeki insanlar göremez veya sezemezler.

Bu tip davranışlar uzmanlar sayesinde ortaya çıkabilir. Kansu da olduğu gibi.  El becerileri mükembel derecede ortaya çıkıyor, kalem tutuşu ve çizimleri çok gerçekçi. Bir eve baktığında veya hayal gücüyle bir şeyler çizdiğinde sanki canlıymış gibi görebilirsiniz. Otizmli bireylerdeki bu önemli uyaranlar ve uyarıcılar onların kendilerini düşündükleri izlemini verebilir ama bunun altında ki asıl gerçek, yabancı kişilerden uzak durmaları ve tanımadıkları insanların onlara zarar verecekleri düşüncesi nedeniyle Kansu okul da pek fazla arkadaşı olmayan, sessiz sakin bir o kadar da içine kapanık karaktere sahipmiş. Okuldaki arkadaşlarıyla konuştuğumuzda dersten sonra kütüphaneye gider sürekli araştırmalar yapar bu araştırmaları yazarmış ve yine çizimlerine devam ederken derslerden sonra eve gidermiş.

Üniversite boyunca aynı rutinin içinde yaşantısına devam etmiş. Üniversite bittikten sonra 1-2 yıl boyunca babasıyla her gün balığa çıkan Kansu aynı zamanda kendini geliştirebileceği bir şirkette küçük çalışmalara başlayarak hayatını devam ettirmiş. Çalıştığı ofiste üniversiteden kalan bazı alışkanlıkları hala devam etmekte ve bir çok projede çalışarak başarılı olmuş. Özellikle en son çizdiği kitaba benzeyen bir bina  girdiği bir yarışmada ödül almış.

Kansu şimdi 34 yaşında hala çizimlerine devam ediyor. Belirli rutinleri hala devam etmekte ve  babası otizimli olduğu için Çanakkale den başka bir yerde çalışmasına izin vermiyormuş. Birde Kansu’nun en sevdiği şeylerden birisi yüzmek, dalgıç kıyafetini giyerek denizin diplerine dalıp zıpkınla balık avlıyormuş. Bu özelliği gerçekten çok ilginç. Büyük ihtimalle geçmişte yaşadığı sorunları denizin dibinde, denizin karanlığında kendini yanlız bırakarak bir şeyleri bulmaya çalışıyor. İlk adım, bazen heyecan verici bazen de hüzünlü Kansu yaşamına bir şekilde devam ediyor. 

Babasına,  Kansu’nun kısacık hikayesini anlattığı için çok teşekkür ederiz.

“İlk adım başlangıçtır, iyi bir başlangıç, son adımı güzel atmanızı sağlayabilir.”

Sağlıcakla Kalın…