Amasra / BARTIN
1993 / İlkbahar
Kışın soğukluğu git gide yerini açık yeşilin huzuruna bırakıyor…
Denizin hırçınlığı bir anda sakinleşmişti,
Sıcağın soğuğa karıştığı,
Sessiz sakin günlerden biriydi.
Her yer beyaz, beyaz karanlığın içinde göz gözü görmüyordu…
Karadeniz’in ılık ve güneş görmeyen rutin günleri içinde güzel otantik bir köy evinin içinde sıcacık kömür sobasının içinde not defterimizi çıkarıp ruhumuzu derinden etkileyen küçük bir hikayemize hayat vermeye başlıyoruz…
Buğulu bir güneşin derinliklerinden inen, güneşin rengini gözlerine yansıttığı bal rengi gözleriyle etrafına neşe, mutluluk saçan bir o kadar da hüzünlü yüzüyle bazen mutluluğu arayan küçük bir çocuğun ALS (Amyotrofik lateral skleroz ) Hastası olması bile onu yarı yolda bırakmamış. 6 yaşında bu hastalığa yakalanan küçük Gökay Erdenay çok zorlu süreçlerden geçmiş. 3 yaşında kreşe giderken bazı belirtiler ortaya çıkmış ama aile bu belirtileri görememiş. En önemli belirtileri kaslarda zayıflama olarak bilinen bu hastalık ilk olarak motor nöronlarda kayıpla başlayarak sinir hücrelerini yok ederek kasların beyimle irtibatını keser. Erdenay da bu süreç hemen oluşmamış yavaş yavaş ve 3 yıl gibi bir sürede ortaya çıkmış. 3 yıl içinde çok zayıflamaya başlamış aile bu zamanda fark edemediği bu hastalığı çocuklarına farklı besinler alarak kilo alması için ellerinden geleni yapmışlar. Sonuçta gıda takviyeleri bir işe yaramamış.

Aile farklı uzmanlardan yardım almasına rağmen sorunu çözememiş. Erdenay 6 yaşına geldiğinde hastalığı iyice nüks edince yürüyemez hale gelmiş. Doktorlarının tavsiyesi üzerine çocuğun kolay hareket etmesi için ailesi tekerlekli sandalye almış. Onu çok mutlu eden bu hediye Erdenay’ı zamanla hayata bağlamaya başlamış, önceleri evde yapamadığı şeyleri ailesinin ona yardımcı olmasıyla öğrenmeye çalışan Erdenay parmak hareketleriyle bir şeyler anlatmaya çalışarak bir şeylerin farkındalığını keşfetmeye başlamış.
Karadeniz’in hırçın denizine inat hayata tutunan bu cesur çocuk, sevgiyle, mutlulukla, içtenlikle, sevecenlikle bir şeyler yapmaya çalışıyor… Güneşin buğusu Erdenayı hiç yıldırmamış.
Erdenay, sonraları doktor ve bazı uzmanların tavsiyesi üzerine okula başlamış. Okula başladıktan sonra derslerine belli bir süre adapte olamamış, sınıftaki diğer arkadaşlarından farklı oluşu da adaptasyon sürecinin olumsuz geçmesini sağlayan bir diğer neden olarak görülebilir. Yaşı ilerledikçe okula ve sınıf atmosferine alışan küçük Erdenay, hastalığını unutarak derslerine motive olmuş. Ailesinin özellikle annesiyle birlikte okula gelmesi. Onu artık derslerinden hiç yılmayan bir öğrenci haline getirmiş. Sınıfa annesiyle birlikte giren Erdenay, bu sayede derslerini dinlemiş, ders notları alırken annesi ses kaydı yaparak derslerini evde tekrar ederek öğrenmeye çalışmış, öğretmen soru sorduğunda tek bir parmağını oynatabilen Erdenay soruları bu şekilde cevaplandırmış.
Erdenay çok zeki bir öğrenci olduğu için bu zorlu süreçte hiç bir zaman pes etmemiş. Sürekli bir şeyler öğrenmeye çalışarak hayatına devam etmiş. Aynı zamanda belgesel ve video izleyerek yeni yeni fikirler edinmiş. En sevdiği bilim insanlarından biri ve Örnek aldığı hayatını benimsediği kişilerden biri Stephen Hawkingmiş.

Videolarını izleyerek onun yaptıklarını ve nasıl bir şeyler öğrenmeye çalıştığını anlamaya çalışmış. Bu sayede biraz daha kendini iyi hissetmeye başlamış. bu durumda ki çoğu bireyin psikoloji pek iyi değildir. Sağlıklı kişileri gördükçe kendilerini suçlu hissederler, kendi sorumluluklarını yerine getiremedikleri için canları çok sıkılır ve üzülürler. Dolayısıyla cesaretleri kalmaz ve bir işe yaramazlıkları için hayattan umudu keserler.
Erdenay da aynı sorunlar küçük yaşlardan itibaren oluşmuş ama aile desteği onu hiç bir zaman yıldırmamış. Bu çocuklarla sağlık sorunları olduğunda ilgilendiğinizde yanlarında olduğunuzda kafalarında oluşan kötümserlik duygularını zamanla üstlerinden atmalarını sağlayabilirsiniz.
Erdenay şimdi 21 yaşında Üniversite de yazarlık bölümünü bitirmiş. İyi bir hikaye yazarı, genelde çocuklarla ilgili kısa hikayeler yazıyor. Benim ilgimi çeken se kendi hayat hikayesiyle ilgili çıkardığı son romanıydı. Romanın ismi, “Kırık Kuş” beğenerek okuduğum gerçekten ilham verici ve öğretici aynı zamanda azmin ne kadar önemli olduğunu anlatan ilginç bir roman.
Erdenayın ailesine bizimle sıradışı ve bir o kadar da hüzünlü öykülerini paylaştıkları için çok teşekkür ederiz.
“Kanadı kırık bir kuşu iyileştirdiğinizde buğulu güneş sıcak bir güneşe dönüşür.”
Sağlıcakla Kalın…





