Kozan / ADANA
2020, kış
İki kız kardeş,
Adları ; Alçin ve Arya
Tuhaflıklarla dolu bir yılda iki güzel çocuğun hikayesi…

Büyük bir ırmağın kenarında yürürken, suyun içine yansıyan parlak güneşin, yansıttığı ışığın içinde beyaz, küçük bir taş göze çarpıyor. O kadar güzel ki, suyun berraklığı içinde yarı saydam ve oval şekilde görünüyor. Sanki, cam gibi. Taşı elime alıp baktığımda o an bu taşın benim hayallerimi değiştireceğine inanıp saklıyorum. Bu taşı bir gün kardeşimle hayallerimiz gerçekleştiğinde tekrar ırmağa atacağım. Ben Alçin benim birde ikiz kardeşim var ismi Arya. Biz neşe dolu, huzurlu, güleç yüzlü, sempatik ve bir o kadar da ilginç kardeşleriz. Yüzlerimiz birbirine çok benzer.

Bir insan yüzümüze dikkatli bakmadığı zaman bizi birbirimizden ayıramaz. Beyaz tenliyiz ve yüzümüzde hafif çiller var, ikimizin gözleri de ela. Hafif kumralız ve saçlarımız sarı. Yuvarlak ince bir yüzümüz ve gamzelerimiz var. İkimizin boyları hemen hemen aynı. Ama kardeşimle benim düşünce yapılarımız çok ayrı benim en çok sevdiğim şey piyano çalmak, sesleri algılama ve çözme kabiliyetim çok çok iyiymiş. Bunu okulda ki müzik öğretmenim söylemişti bende müzikle kendimi geliştirmeye karar verdim ve bu alanda ilerlemeye çalışıyorum.

Kardeşim Aryanın doğaya ilgisi çok fazla bu yüzden arada sırada doğa yürüyüşlerine katılır ve doğada yaşayan hayvanları inceler. Kardeşimle birlikte kreşten itibaren aynı sınıfta derslerimize devam ediyoruz. Derslerimizde çok başarılıyız, bu başarının sebebi, ailemizin geçmişinden gelen hırs ve özgüven ayrıca bol kitap okumaları bunun yanında gezici bir ailemiz var. Ailemizin bize katkısı ve destekleri, sevdiğimiz ve düşündüğümüz şeyleri yapmamızı sağladı.
Biz adana da yaşamaktayız ailemle birlikte, pamuk tarlalarımız var. Babamla annem pamuk işleriyle uğraşıyor. Babam pamuk işleriyle uğraştığı için yurt içi ve yurt dışı seyahatleri çok oluyor o yüzden babam bizimle pek fazla ilgilenemiyor. Genelde bizimle ilgilenen annemiz. Annem tarlaya gittiğinde bizde kardeşimle birlikte okuldan sonra pamuk toplama dönemlerinde ailemize yardım ediyoruz. Bu tarlalar genelde Gelincik Tepesi dediğimiz her yerin beyaza büründüğü kahverengi toprağın beyazlaştığı sizi hayallerinizle başa başa bırakan umutlarınıza ayna olan güzel bir yerde.

Her yaz bu Gelincik tepesine gider, pamuk toplarız bu pamukları toplarken biraz sıcak hava biraz yorgunluk bizi yıldırmaz. Çünkü her işin bir zorluğu ve ağırlığı var, gün sonunda işimiz bittiğinde akşam eve döndüğümüzde alın terimizle yemeğimizi rahatça yiyebiliyoruz. Bu da kendimizi çok iyi hissetmemizi sağlıyor.
Bu bize cesaret, özgüven ve daha huzurlu bir ortam sağlıyor. Bunun yanında toprakla ilgilendiğiniz zaman ruhunuz inanılmaz derecede rahatlıyor, içinizdeki kötü düşünceleri silip atıyorsunuz, ruhunuz toprakta yeniden hayat buluyor. Dolayısıyla topraktaki mucize benim müziğe tutkumu biraz daha artıyor, yeni yeni şarkılar besteliyor bunlar üzerinde çalışıyorum. Sanırım benim müziğe ilgim, tarlada çalıştığımız zamanlar kuş cıvıltıları ve onların güzel seslerini güzel ötmelerini dinlerken kulaklarımda ve beynimde onların uğultusunu her an hissedebildiğimden kaynaklanıyor, kuş seslerini çok seviyorum. Benim içimdeki müziği keşfeden onlar.

Kardeşim Arya doğayı çok sevdiği için evimizin önünde ki bahçede babamın yardımıyla kendine küçük bir laboratuvar yaptı. Doğa da bulduğu değişik bitki ve hayvanları inceliyor. Ayrıca doğa da bulunan esrarengiz olayları yakalamak için fotoğraflıyor bu fotoğrafları laboratuvara getirip kendinden bir şeyler katarak sıra dışılığın ötesine geçiyor. Kardeşimle ben 17 yaşındayız. Lise yıllarımızın son dönemindeyiz. Kendimizi geliştirmeye başladığımız çocuksu dönemlerimiz artık yavaş yavaş daha ileri tecrübelere bırakıyor.
Kendi kişiliğimizin oturduğu, dolayısıyla kişiliğimiz etkileyecek yeni başlangıçlar yapacağımız dönemlere giriyoruz. Sizi etkisi altına alacak bu dönemde yakın çevrenizin etkisi altında kesinlikle kalmayın düşünceleriniz neyse onları gerçekleştirin, çünkü ileriki yaşantınızda hayallerinizi gerçekleştiğinde geçmişe dönüp asla bakmayacaksınız. Alçin, hayallerinin peşini asla bırakmamış, liseden sonra üniversite de Konservatuara giderek Piyano geçmişini daha da güzelleştirmeye çalışacak, kardeşi Arya, doğa sevgisiyle kendine yeni serüvenler elde ettiği için biyo genetik mühendisliğine gitmiş.

Hayaller peşinizden koşmasın, siz hayallerinizin peşinden koşun, yarım bırakılan hayalleriniz asla tamamlanamaz buna izin vermeyin. Alçin ırmakta parlak çok güzel bir taş bulmuştu, o taş kardeşiyle kendisinin uğuruydu. İkisi de hayallerini gerçekleşti. Alçin küçük yaşlarda huzur bulduğu ırmağa giderek saflığın rengi olan beyaz taşı çok uzaklara gönderdi. Hayaller bazen yakın ve bazen uzaktır. Siz bunu fark etmeye çalışın.
“Doğada ki bir ses size yeni fırsatlar sunabilir o sesi dinleyin.”
Sağlıcakla Kalın…


