LAVANTA

1989, 4 Nisan

Kuyucak / ISPARTA

Sıcağın içimizi ısıttığı günlerden biri…

Ağustos ayının ilk başlarıydı,  Lavanta’nın çiçek açtığı bize kokusuyla selam verdiği güzel günlerdi, size biraz kendimden bahsedeyim;

Ben, Isparta’nın Kuyucak kasabasında yaşamaktayım. Burada Öğretmenim. Aynı zamanda çiftçilik yapmaktayım. En sevdiğim şeylerden birisi boş zamanlarımı değerlendirdiğim köyüme biraz uzakta bulunan tarlama ektiğim lavanta çiçekleriyle uğraşım. O kadar çok seviyorum ki lavantaları onların mis gibi kokusu ve rengi beni alıp rüyaların içine götürüyor. Gün batımında ki güzelliği paha biçilemez. Açık mor rengin, güneşin batışına yansıması görülmeye değer gerçekten, bir de kahvenizi alıp gün batımını izlerken ki ruh haliniz sizi Kızıl rengin, mora karışması gibi içinizdeki karmaşık duyguları açığa çıkartıyordu sanki.

Sabah 6 sularıydı güneşin kızıllığı yavaş yavaş kaybolurken  bir fısıltı sesiyle irkildim. Bir an da pencerenin dibinde bulunan çalar saat yere düşmüştü. Klübe’nin önünde ki köpek havlıyordu. Tam anlamıyla uyanmadan uyku sersemi ayağa kalktım, üzerimde nahoşluk vardı. Klübe’nin yeri biraz yüksekteydi herhalde havadaki oksijen seviyesi yüksek olduğundan başım döndü.  Terliklerimi giydikten sonra kapıya yöneldim, dış kapanın mandalını çekerek kapıyı açtım.

Karşımda güzel bir kız çocuğu elinde çiçeklerle ve birazcık ta taze meyveyle beni görmeye gelmiş. Çiçeklerden gelen koku etrafa yayılmıştı, içinizi ferahlatan mor çiçek kokularıydı bunlar. 6 yaşında olan bu kız, birazcık ileride olan Kuyucak köyünde oturuyor. Babası ve annesi deniz mahsulleriyle uğraşıyor. Eğridir Gölünden çıkan kerevitleri toplayarak uzak ülkelere gönderiyor aynı zamanda elma bahçeleri var. Anne, genelde bahçede zaman geçiriyor, olgunlaşan meyveleri kızıyla birlikte topluyor. Topladıkları meyveleri Türkiye’nin her yerine gönderiyorlar.

Ailenin bu bakımdan ekonomik durumu iyi.  Çocuklarına iyi bir eğiti vererek çok düzgün yetiştirmişler. Güzel kızımızın ismi Özge alp. Özge, İlk okula başlamadan baba Erendiz alp  ve anne Çolpan alp , çocuğunu 3 yaşında kreşe daha sonra 6 yaşında anaokuluna göndermiş. Şimdi Özge benim öğrencim, 1. Sınıfta ve çok başarılı ve çok çalışkan bir kız çalışkanlığı aile içinden geliyor, anne ve baba çalışkanlıklarıyla çocuklarına örnek olmuş.

Babası, Özge’nin anaokulunda oyuncaklarla çok oynadığını hatta onları bozup tekrar kendi tamir ettiğini söyledi. Özge, nesneleri eline aldığında onların içini merak ettiğinden kırıp parçalamayı çok seviyormuş. Tabi bunun sonucunda tekrar parçaladığı veya bozduğu nesneleri yapıştırıcılar veya başka materyallerle tekrar eski haline getirmeye çalışıyormuş. Özge’nin bu hevesi ilk okulda da devam ediyor. Özelikle fen dersinde atık materyallerden yaptığı araba, ev, çeşitli ev eşyaları ve en çok beğendiğim güneş enerjisiyle su üretme becerisiydi. Evde ve okulda bunu yapmak için çok uğraştı ve sonunda küçükte olsa güzel bir materyal ortaya çıktı.

Bir şeyler oluşturmadan önce ayrıntılı bir şekilde düşünmek gerekiyor. Bu yaşlarda analitik bir düşünce çocuklarda ki başarı duygusunu arttıracaktır. Özellikle seçtiğiniz dersler sizi matematik ve fende başarıya götürecektir. Dersin yüzde 90’ı araştırma ve geliştirmeye yönelik olabilir, anaokulundan başlayarak seviye seviye bu dersler verilebilir. Özge, fen dersinde başarılı olduğu için bu doğrultuda ilerlemesine karar verdim. Ona fenle ilgili birbirinden ilginç ödevler vermeye karar verdim. İlk amaç kendi araştırması, zorlandığı yerde ailenin ve son olarak ta Öğretmenin yardımcı olması onun zeka gelişimine daha yararlı olacağını düşünüyorum. Lavanta kokan bu köyde zekasının kokusunu her yere yayan ve geliştiren Özgeyle 3D yazıcı üzerinde çalışmaya başladık.

Özge’ye 3D yazıcıdan birlikte çıkarttığımız büyük nesnelerin portatipini birlikte takmayı öğrendik, özellikle bir binanın nasıl yapıldığı bir arabanın hangi materyallerden oluştuğu bunun yanında bilim insanlarının kullandıkları materyallerin oyuncak versiyonlarını kendimiz tasarladık. 3d yazıcıdan çıkarttığımız portatif oyuncak arabaya küçük motorlar takarak arabanın yürümesini sağladık. Tabi bu yaptıklarımızı tüm öğrencilerimizle birlikte yapıyoruz. Her öğrencinin özel yeteneği olduğu için bazı öğrencilerle bireysel çalışılmalı yeteneği üzerinde ilerleme yapılmalı. Dolayısıyla  Bizde Özge’ye seviyesine göre ders planı oluşturduk. Bu şekilde ilerleme gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Özge, ilerleyen yılarda bu şekilde çalışmaya devam ederse başarılı bir mühendis veya bilim insanı olabileceğine inancım sonsuz. Bireylere uygulamalarla ders anlatıldığı zaman problem çözme başarılı hızlı gelişecektir  aynı zamanda sorunlarını kendi çözebilecek kapasiteye geleceklerdir. Onlara fırsat tanıyın.

Özge’nin ailesine bizimle özel bilgilerini paylaştıkları ve başarılı bir insan yetiştirdikleri için çok teşekkür ederiz.

“ Beyninizin kendi sorunlarını çözmesini istiyorsanız ona sorun çözme yollarını öğretin.”

Sağlıcakla Kalın…