
BİREYLERDE AYRILIK KAYGISI
Kaygı ;Olumsuz bir durum karşısında vücudumuzun aşırı tepki göstererek olumsuz duruma karşı önlem alması diyebiliriz. Ayrılık ise bağlı olduğumuz bir durum karşısında sevdiğimiz, hoşlandığımız nesne, kişi vs. Olumlu ve olumsuz durumlara karşı o ortamdan uzaklaşma durumu olarak kabul edebiliriz.
Çocuk…
Çocukluk, 0-6 yaş
Ergenlik, 9 – 12 yaş
Olgunluk, 18 – 25 yaş
Bu dönemler bir birey için kritik dönemlerdir. Birey bu dönemler için de ne yaşarsa ilerleyen dönemleri ya olumlu yada olumsuz etkileyecektir. Özellikle ilk çocukluk çağında aileyle daha yakın ilişki kurduğundan bireyi daha iyi tanıyan ailedir. Çocuğunun içsel yaşantısını ve duygularını anlayabilen ve ona çözümler üretebilen yine bu çağda çocuğa daha yakın olan aile bireyleridir. Çocuk artık belli bir zaman sonra okul yaşına ulaştığında bazı kaygı durumları oluşmaktadır. Bu kaygı durumlarının başında “aileden ayrılık” gelmektedir. Çocuğun aileden ayrılması ilk çocukluk döneminde ; çocuğun geçmiş dönemlerdeki aile yaşantısı içerisinde ki olumsuz ve olumlu deneyimlere göre şekillenmektedir. Bu doğrultu da ayrılığın kolay yada zor bir süreçte gerçekleşeceğini görebiliriz. Bazı durumlarda ise bireyde tıbbi sorun olarak karşımıza çıkan “nörofizyolojik” sıkıntılarda ayrılık kaygısına neden olabilmektedir.

Ailenin çocuk üzerindeki baskıcı ve otoriter tutumu çocukta ki bağlılık döneminin ister istemez olumsuz geçmesine sebep olabilmektedir. Bu nedenle çocuk okul çağına geldiğine aileden kaynaklı baskı ve otoriter tavır gördüğünden okula gitme istememekte ve okulda mutlaka ailesinden birisinin yanında olmasını istemektedir. Bu tür olumsuz gelişmeler çocuğu psikolojik yönden etkilenmekte ilerleyen dönemlerde çocukta travmatik yönden patolojik sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Bu bozukluklar genellikle Anksiyete (Kaygı) bozuklukları olarak adlandırılmaktadır. Çocuklarda ki bu negatif durumlar aileyi de çok etkilemekle bunun yanında çocuk okulda toplum içerisinde kendini yalnız hissetme ve kendini ifade etmekte zorlanmaktadır. Ayrıca bu çocuklar sürekli kendine zarar veren davranışlar sergileyebilmektedir.

Çocuk olgunlaşıp yaşı ilerleyen zamanlarda ise kaygı bozuklukları daha da artmaktadır. Özellikle ergenlik çağına geldiği zaman bu olumsuz faktörler daha da artmaktadır. Ergenlik çağı bildiğiniz gibi bireyin kişisel özelliklerinin oluştuğu hareketlerinin ve davranışlarının değiştiği bunun yanında cinsel unsurların ortaya çıktığı “bir o kadar önemli kritik bir dönemdir”. Bu gelişimleri göz önüne aldığımızda kaygı bozukluğunun bu dönemde ne kadar hızlı ve çabuk ilerlediğini görebiliriz. Ergenlik döneminde ki bu sorunlar yine geçmiş dönemlerdeki çocuğun aile içerisindeki olumsuz davranışlarından kaynaklı olarak ortaya çıkabilmektedir.
Ergenlikten sonraki bir diğer önemli dönem ise olgunluk çağıdır. Bu dönem de artık bütün davranışlar şekillenmiş ve çocuk deneyimleriyle birlikte kendi karar verme becerisini ortaya çıkarmıştır. Kendi değer biçimlerini oluşturarak, yargılama yapabilmekte ve çözüm yollarını artık kendine başına bulabilecek kapasiteye ulaşmıştır. Düşünceleri ilk çocukluk döneminden sonra nasıl oluştuysa hangi davranışlara sahipse ergenlik dönemindeki deneyimsel yönlerle, olgunluk çağındaki davranışları şekillenmiştir. Bu dönem birey için seçim yapma vaktidir. Kararlılıklar ve kararsızlıklar dönemi içerisindeki birey geçmiş dönemlerdeki kaygı bozuklukları sebebiyle düzgün karar verememekte ve kişilik kavramları olumsuz etkilendiği için davranış bozukluklarıyla birlikte seçim yapmakta zorlanmaktadır.

Anksiyete (kaygı) Bozukluğu çözüm önerileri ;
- Bireye olumlu davranışta bulunmalıyız.
- Bireyin yaşını göz önüne alarak onun davranışlarına göre hareket etmeliyiz.
- Bireyin her zaman her dediğini yapmamalıyız.
- Kritik dönemlerde mutlaka duygusal bağlamda ona güven verici davranışlar sergilemeyiz.
- Bireyin mutlu anlarında her zaman yanında olmalıyız.
- Aile kaygı bozuklukları durumunda mutlaka uzmanlardan yardım almalıdır. Erken teşhis bireyin olumsuz davranışlarının önüne geçilmesi açısından önemlidir.
- Sevgi, saygı, hoşgörü ortamı yaratarak aile ilişkilerini bu bağlamda düzenlemeyiz.
- Bireyin çözemediği sorunları varsa onunla konuşulması ve çözüm önerileri sunulması bireyi olumlu etkileyecektir.
- Bireye hangi dönemde olursa olsun mutlaka o dönemin özelliklerine göre bireye yaklaşımda bulunursak birey daha çabuk olgunlaşma seviyesine gelir.
- En önemlisi birey hayatı deneyimleyerek öğrenirse yaşamdan tat aldığını fark edecektir ve hayatını bu şekilde devam ettirecektir.

“Olumlu düşünceler, bir sonraki düşüncenin de olumlu olacağının habercisidir. Olumsuz olmayın”
Sağlıcakla Kalın…
