BEN ÖĞRETMENİM

BEN ÖĞRETMENİM

Tarih : 17 Nisan 1940

Size bu tarih ne hatırlatır bilmiyorum ama bana çok şey hatırlatıyor.

Okuma – yazma oranının düşük olması,

Ekmeğini kara topraktan çıkartan bir halk,

Tarımın ne kadar önemli olduğu bir dönem,

Lastik ayakkabı giyen bir halk, çoğu insanın ayağında çarık,

Okula giden kardeşler bir çarığı sırayla giymekte,

Halk, tarlasını öküzle sürmekte traktör tam anlamıyla köylere gelmemiş,

Köy Enstitüleri  işte bir haykırıştan doğan muazzam  bir acının eseridir aslında….

Asıl amacı tarımın niteliğini arttırmak ve bunun yanında farklı bilim alanlarını da içinde barındıran Köy enstitüleri öğretmenlerin daha iyi ve kaliteli eğitim almasında çok faydalı olmuştur. Bu tarihte yetişen öğretmenler tarımın içinden gelen ve tarımı çok iyi bilen kişilerdir. Yetiştirdikleri yeni nesillere o kadar faydalı olmuşlar ki her şey uygulama yoluyla öğretildiği için kalıcılığı artmış ve ortaya yeni ürünler ve daha iyi öğretim metotları çıkmıştır.

Bir köy okulu düşünün uzaktan gelen öğrencileriniz var her biri sizden bir şeyler öğrenmek için yağmurda, çamurda, dondurucu soğukta belki bir saat belkide iki saatlik yollardan gelmekte, çoğu aile olum okusun kızım okusun diye çocuğunu sırtına alıp yollara düşmekte, yeter ki bir harf, bir kelime öğrensin çocuğum diye düşünmekte, yollarda anne – babanın aklına ne soğuk nede çamur gelmekte çocuğunu sırtında taşırken… Okula geldiklerinde  her şey unutulup gitmekte çünkü gülen yüzler, değerli insanlar var orada. Birde sınıfın içi öyle güzel ki  sınıfta bulunan odun sobası o çocuklar için muhteşem bir şey onun içine bir odun atmak oranın sıcaklığını güzelliğini hissetmek onlar için mutluluk kaynağı. O doğal, saf, temiz çocukların gözlerindeki  o ışıltıyı görmek  öğretmen için her şeye değmeli bence, işte kaliteli bir öğretmen olmak o çocuğunun kalbindeki sesi duyabilmek, o çocuğun mutlu olmasını sağlayabilmektir  işte bunlar düşünülerek kurulmuştur  Köy Enstitüleri. Şu bir gerçek ki o Enstitülerinin kokusunu alan bir nesille yetişenler her zaman kaliteli nesiller yetiştirmişlerdir.  

Kaliteli eğitimin tohumları Köy Enstitüleriyle atılırken zamanla Köy Enstitülerinin niteliği değişmiş artık kasabalarda  şehirlerde eğitimler yaygınlaşmaya başlamıştır. Bunun bir iyi birde kötü yanı olduğunu söylemek doğru olur. Çünkü verilen eğitimler artık uygulama ağırlıklı olmayıp daha çok sözel nitelikte kalmıştır. Sözel nitelikle olan eğitiminde pek kalıcı tarafı olmadığından eğitim kalitesizleşme’ye başlamıştır.

Günümüzde malesef uygulama ağırlıklı eğitim yetersiz olduğu için çocukların anaokulundan itibaren zeka gelişimi bir kaplumbağa gibi yavaş ilerlemektedir. Doğal eğitim niteliğini kaybetmiş her şey teknolojiye göre öğretilmeye başlanmıştır. Aslında çözüm yolları çok basit ama nitelikli adımların atılması biraz hassasiyet isteyen bir süreçtir. Bunun içinde eğitim – iş dünyası potansiyeli de iyi bilmek gerektiğini düşünüyorum. Bilimsel çalışmalarla eğitim seviyesi üst düzeye çıkartılabilir bu çalışmalar kısa sürede gerçekleşebilir. Özellikle çok ilgilimi çeken Fillandiya eğitim sistemi bireylerin kısa sürede ama geleceğe emin adımlarla ilerleyen bir nesil yetiştirmek amacıyla tasarlanmıştır. Bizim de eğitim sistemiz 1940larda böyleydi yine böyle bir sistemin  eğitim sistemimize gelmesi çocuklarımız açısından önemli olacaktır diye düşünüyorum.

Bir de kaliteli bir öğretmen nasıl yetiştirebiliriz bu önemlidir. Öğretmenlerin hangi branşta olursa olsun kendini geliştirmeleri sürekli güncel kalmaları  öğrencilerinde  olumlu etkileyerek iyi bir eğitim almalarını sağlayabilir. Bir öğretmen batı- doğu demeden nerede görev aldıysa layıkıyla yapmalıdır. Çünkü sen bir gelecek yetiştiriyorsun o çocuklar bir gün büyüdüklerinde sizin ona verdiğiniz değeri ve eğitimi anlayacaklar sizi özlemle ve saygıyla anacaklardır.

 

“Kaliteli eğitimin sırrı, öngörüleri yüksek olan kişilerin içinde gizlidir”

Sağlıcakla Kalın…