
ÇOCUKLARDAKİ BİPOLAR BOZUKLUK DÖNEMLERİ…
Yaşamımız boyunca bir çok dönemden geçeriz. Bu dönemler bizim hayatımız için dönüm noktası olan ve telafisi mümkün olmayan kısa süreli dönemlerdir. Bu dönemin ilki 6 yaşında başlar ve diğer dönemlerle bağlantılı olarak devam eder. Bu dönemin en önemli özelliği somut düşüncelerle çocukların bilişsel zekalarını geliştirebilmektedir. Bu dönem de aile içi iletişim ve ve sosyal yaşantı davranışları bu çocukların bilişsel özellikle duyuşsal gelişimleri açısından çok önemli bir olgu teşkil etmektedir.
Çocuğun 6 yaş içindeki aile içi durumu bilişsel – duygulaşım bağlamında “duygunun” daha düzenli oturması ve bu süreçte ailenin de çocuğun bu dönemine yönelik araştırmalar yaparak onunla birlikte duyguların nasıl kullanacağını ve nerede ne işe yaradıklarını çocuklarıyla tartışarak duygunun ne anlama geldiğini anlatmaya çalışmalıdırlar. Bu yaştaki çocuklar, en güzel bir duygusal bağlamda çok sevinirler ama bir gerçek var ki kötü bir duygusal an da ise çabucak üzülebilirler ve bu duygu – durum bozukluğunu atlatmaları gerçekten zor olmaktadır. Bu gibi vakaları çözmek için ise uzmanlardan yardım alınmalıdır. Çünkü vaktinde yardım alınmazsa çocuğun ilerideki gelişim dönemlerinde bağlantı kopuklukları olabilir. Aile içi çatışmaların büyük çoğunluğu bu duygusal bağlardan kaynaklanmaktadır sürekli duygu bağlarında kopukluk olursa çocuğun içe kapanması olağandır. Buradan ne anlıyoruz duygusal bağların kopukluğu her dönem de kötü bir şekilde farklı boyutlar kazanarak çocukların içsel yaşantılarını kör etmekte zamanla çocukta hayata aydınlık bir şekilde bakamaz duruma gelebilmektedir.

Kritik dönemlerin bir diğeri ise 8 – 12 yaş ergenlik ( buluğ ) çağı dediğimiz yani hormonların en üst seviyeye çıktığı dönem sayılmaktadır. Bu dönem oldukça önem arz etmektedir. Çünkü geleceğimizi, karar verme döngümüzü , duygusal bağlantılarımızı nasıl kuracağımıza yönelik sorgulayıcı bir yaşam durumudur aslında. Hayattan beklentilerimizi, davranışlarımızı, kendimize ait yaşam standartlarımızı, gerçekte “ben kimim ?” olgusunu bilişsel ve duygusal düzeyde gerçekleştirdiğimiz davranışsal ve “nevrotik” bir dönemdir. Bu dönemde yaşayacağımız ve yaşadığımız olumlu ve olumsuz faktörler bizi tüm hayatımız boyunca etkileyecektir. Bunun için bu kritik dönemin en iyi şekilde atlatılması duygusal davranışların daha sağlıklı oturması bağlamında önemli olmaktadır.

Son kritik dönem dediğimiz kısım ise artık bütün gerçeklerin oluştuğu yaşam döngüsünün yavaş yavaş normale döndüğü bilişsel, davranışsal ve duygusal bakımdan her şeyin oturduğu süreç olarak karşımıza çıkar. Bu dönem artık seçim yapma zamanıdır. Duygusal bağlamda eş ve iş yaşantısı önemlidir. Çünkü seçim yapmak bilişsel ve duygusal nitelikte zor bir süreçtir. Tüm hayatımızın dönüm noktası olduğu için duygularımıza yenik düşmeden deneyimli kişilerden destek alıp kendi kararlarımızı kendimizin verebildiği bir yaşantı gerçekleştirmeliyiz ki mutlu bir duygusal yaşamın içinde olalım. Bunun içinde sağlıklı düşünce modunda olup başkalarının olumsuz söylevlerinden uzak durmaya çalışmalıyız.

Sağlıklı bir kritik dönemin geçirilmesinde toplum bunun yanında aile, okul ve tüm etkileşimli kısımlar önemli sayılır çünkü birinde bir aksama olduğunda muhakkak diğerini de etkiyecektir bu kaçınılmazdır. Bipolar bozukluğun asıl serüveni de budur. Duygularımıza yenik düşmemek onların bağlantılı noktalarını bulup iyi bağlantılar kurarak duygu bozukluklarının üstesinden gelebileceğimizi kendi ruhumuza yansıtabilmemizdir. Kendi benliğimize bu süreci yansıttığımızda içimizde sevgi ve güzel duyguları hissettiğimizde her şey bütün detayıyla ortaya çıkar ve bir satranç takımı gibi stratejik olarak patolojik duygusal bağlamlar birbirlerinin üstesinden gelemeyebilirler bu nedenle iyi bir oyuncu olduğumuzu düşünerek hayata olumlu bakmalıyız. Yani mutlu, huzurlu ve hayattan öğrendiğimiz deneyimlerle bunları yaşantılarımıza aktararak deneyimle meliyiz ki duygusal bağlamda iyi olalım.
“ Hamle yaparken mantıklı düşünüyorsak, duygulaşım bağlamında da mantıklı düşünmeliyiz”.
Sağlıcakla Kalın…
