BİR AKDENİZ ÇOCUĞUYDU ADI DENİZDİ…

BİR AKDENİZ ÇOCUĞUYDU ADI DENİZ Dİ…

Deniz mavi gözlü, güzel bakışlı, alımlı, yanakları pembeydi, burnu hafif yuvarlak, saçları kumral bir çocuktu. Deniz küçük yaşlarından itibaren ailesiyle birlikte köyde zaman geçiren bir çocuktu çünkü ailesinin köyde meyve ve sebze bahçeleri vardı, Deniz köye gitmeyi çok severdi onun için köy demek güzel hayvanların, renkli çiçeklerin, yeşeren bitkilerin, meyve sebzenin olduğu, çayır ve çimenlerin uçsuz bucaksız görüntüsüydü sanki… Deniz uçurtma uçurur, arkadaşlarıyla saklambaç, körebe, misket, beş taş… oynamaktan zevk alırdı. Bazen kuşlarla arkadaş olur onlara şarkı söyler, kuşlar gibi uçmak isterdi. Onun için özgürlük başkaydı, doğallık ise bambaşkaydı. Ormanların içinde gezer özgürce koşar, eğlenirdi. Babası denize birde köpek almıştı, Deniz gibi güzeldi oda. Deniz ismini “Hürce” koymuştu. Köpeğine ilk zamanlar pek alışamamıştı aslında Denizin içinde bitmek tükenmek bilmeyen bir hayvan sevgisi vardı. Hürce’yi çok seviyordu onunda bir gün kendisini seveceğini biliyor arkadaşı olacağına inanıyordu.

Deniz, deniz gibi coşkulu, hırçın, sabırlı, öğrenme yeteneği olan akıllı bir çocuktu. Yılmadan, usanmadan her an, bir şeyler öğrenmek için o çocuk haliyle gezip tozuyordu ama o doğallığın verdiği güçle kendi kendine öğrenmeyi öğrenen, hayatı ve muazzam doğayı keşfeden biri olmuştu. Hayalleri vardı denizin, insanlara faydalı olmayı seven bir insandı. Hayallerini bir gün gerçekleştirecekti o günleri sabırsızlıkla bekliyordu. Ailesinin köyde çalışıp çabalaması Denize çok şey öğretmişti. Normalde şehirde ailesiyle yaşayan bir çocuktu deniz, 6 yaşında, Deniz okula ilk başladığı zaman okuldan hiç korkmamıştı çünkü o deneyimliydi, ona deneyim kazandıran köy yaşantısıydı. Onun için yeni ortamlara alışıktı ve hemen uyum sağlıyordu. Deniz içinde her zaman o doğal ortam ağaçlar, çiçekler, kelebekler, böcekler… ve köpeği “Hürce” vardı. Şehirde yaşamayı hiç sevmiyordu  bir an önce yazın gelmesini okulların tatile girmesini istiyordu ki hemen hayallerine kavuşmak istiyordu. Deniz teknolojiyi sevmiyordu, bir bitki yetiştirmek, bir balık tutmak, gök yüzen de halay çeken, şarkı söyleyen kuşlara bakmak denizin en mutlu olduğu şeylerdi. Deniz mutluluğu bunlarda aramıştı, o çünkü hayalperest bir çocuktu.

Günümüz çocuklarına bakarsak teknoloji bağımlılığı hat safa da, onların hiçbiri birer “Deniz” değil. Çünkü içimizdeki mutluluk doğal bir yaşamın unsuruydu git gide zayıfladı ve “Deniz” ismi yerini “çoraklığa” bıraktı. Çorak çocuklarımız ne doğallığın tadını alabiliyor nede temiz havanın kokusunu. Biz insan olarak anlık yaşamaya devam edersek geleceği bir umut çınarı dikmek sek çoraklaşmış yaşamımız ilerde kuru bir toprağa dönebilir. Su dökseniz bile artık o toprağın yeşereceğini hiç umut edemez bir hale gelebiliriz. Siz, siz olun umut çınarlarını anlık sulamayın geleceği bilerek ve görerek sulayın.

“ Sağlıklı bir ağacınızın olmasını istiyorsanız onun vitamini eksik etmeyin ”

Sağlıcakla Kalın…