SESİMİ DUYAN VAR MI ?

Pazarcık / KAHRAMANMARAŞ

04:17 / 06.02.2023 

Sonsuza Dek Kalbimizde yaşayacaksınız….

Tren istasyonunda bavulumu almış bekliyordum, hava biraz sakin ara ara kapanıyor, şiddetli rüzgar esiyordu. Güneş, bir açıyor bir kapanıyordu. Bankta otururken, kafamı çevirip trenin geldiği yöndeki uzun yola baktım, yol o kadar uzundu ki ucu bucağı belli değildi, bir an bu yola öyle dalmışım ki gözlerimin kapandığını hissetim o an işte içimde hafif, haylaz bir ürperti oluştu. Kendimi pek iyi hissetmiyordum nedenini de bir türlü çözemiyordum. Gözlerim kapanmaya yakın su damlalarının tenime değdiğini hissettim, yağmur hızlanmaya başlamıştı ama ben oturduğum bankta oturmaya devam ediyordum. O kadar güzel bir yağmuru ki içimde ki hüznü sanki bulutların gözyaşları akıtıyordu. Bir an aklıma tren geldi zaman o kadar hızlı akıp gidiyordu ki durdurmak imkansızdı. Yağmur kokusunu içime çekerek o anı içimde yaşıyordum. Zaman böyle akıp gidiyordu. Hava da ki ışık azalmaya başlamıştı, güneş bulutların arkasından kayıp gidiyordu.

Hava artık iyice soğumaya başlamıştı ve karanlık çökmek üzereydi. Çok uzaklardan bir siren sesi işittim aniden ürpertiyle uyandım, gözlerimi yavaşça araladıktan sonra beklediğim trenin hızla gelmekte olduğunu fark ettim. Bir an aklıma bavulum geldi, tren istasyonuna gelmeden önce özenle bezenle hazırladığım hatıralarla dolu resim albümü koyduğumu hatırladım. Çok sevdiğim insanların yüzleri, bakışları, dolu dolu geçirdiğimiz yıllar, gülüp eğlendiğimiz dakikalar, saatler hepsi o karenin içindeydi. İşte zaman maalesef bir karenin içine haps olmuştu. Üzüntülerin, hüzünlerin geride kaldığı yolculuğa dakikalar kalmıştı. Tren istasyona yavaş yavaş gelmekteydi, bir yandan yağmurun tenimi ıslatıp, saçlarımdan akan suyun vücudumu sarması beni biraz da mayoşluktan kurtarmıştı. Tren, istasyona geldiğinde, insan seli, yağmur gibi sel olup akmıştı. Herkes indikten sonra trene bindim, trende özel kamaralar vardı, kamaranın birine geçerek trenin kalkmasını beklemeye başladım.

Benim hayatım, gelecekti yaşantım şimdi başlıyor, trenin uğultulu sesi, yağmurun cama değip yavaşça süzülmesi hayatımı değiştiren bu nahoş an beni bir yerlere alıp götürecek bir yerlere. Size ismimi söylemeyi unutmuşum, ben karanlık yolcu. Tren, siren sesiyle hareket etmeye başlamıştı, pencereden etrafa bakıyordum, dışarıdaki insanlar yağmura aldırış etmeden sevdiklerine el sallayıp kayboluyorlardı. O an, sevginin ne olduğunu anlamıştım, içimde bir burukluk, bir acı, sönmüş bir hayal oluşmuştu. Bu kötü düşüncelerden hemen kurtulmak istedim ama beynim karanlık düşüncelerle doluydu bana izin vermedi. Bunlarla sanki sonsuza kadar yaşamalıydım.

Yaşamak için savaşmalıydım, pencereden akan damlalar, hayatın ne kadar garipliklerle dolu olduğunu hatırlattı bana benim hayatımda öyleydi. Garipti. Sürekli yolculuklar içinde gelip giden bir sonsuzluk içindeydi. Zamanın hızlı aktığı bu dakikalarda elime aldığım küçük not defterime geçmişle ilgili bir şeyler karalıyordum. Yağmur hala yağmaktaydı, yağmurun şiddetli sesi, çocukluğumu aklıma getirdi, çimlerin üstünde, ağaçların altında koşup eğlendiğimi, toprakla oynadığım o güzel sevimli anlar gözümüm önüne geldi.

O an çocuklar gibi kendi kendime gülümsemeye başladım, düşüncelerim sanki gerçekti, hayal değildi. Evimi özlemiştim, aşık olduğum o güzel kızı, saçları, pırıl pırıl tenini, gözlerinin sıcaklığını özledim. Artık yoktu onlar, benim için her şey geçmişte kalmıştı. Havanın soğukluğu birden hayallerimin sönmesine neden oldu. Çocukluğumun geçtiği eve yaklaşmaktaydım, tren hızlı yol alırken her saniye gözlerimden bir damla yaş akıyordu. Oraya geldiğimde herhalde hüngür hüngür ağlayacaktım.

Ben, karanlık yolcu, içimde mutluluk yok artık, benim için bu tren mutluluğun sonuydu. Tren, istasyona yaklaşırken yine siren sesini çalmaya başladı, sap sarı yüzüm, havanın açılmasıyla ay ışığının altında beyaza bürünmüştü. Tren istasyonda durdu, bavulumu alarak kalabalığın içinden süzülerek yolculuğa devam ettim. Evime, geçmişime, az kalmıştı. Hayatım bu evde geçmişti, çocukluğum, ailem ve dostlarım hep bu evin içinde bir yerlerdeydi. Evim tren istasyonuna yakın bir yerdeydi, yürümeyi tercih ettim.

Yavaş yavaş evime yaklaşırken göz yaşlarımı tutamamıştım. Çocuksu duygularım, gözümden akan damlaların içinde kayıp gidiyordu.  Eve gelmiştim, gözlerimden o kadar yaş akmıştı ki sanki evde birilerinin olduğunu düşündüm, zile bastım, bekledim, kapıyı kimse açmadı. Bekledim, bekledim, bekledim. Ağladım, yere diz çöktüm, cebimden anahtarı çıkarttım bir an elimden anahtar düştü, bayılacak gibiydim ama kendimi toparladım, kapıyı açtığımda evde hiç kimse yoktu, eşyalar kırılmıştı, duvarlar çökmüştü, her şey yerdeydi, resimler, giysiler, tabaklar, çiçekler, perdeler, koltuklar… hepsi bir birine girmişti, her şey karman çormandı.

Duvara baktığımda saat duvarda asılıydı, yere nedense düşmemişti ama saat durmuştu, saat : 04:17de. Hayatımı, geleceğimi değiştiren o andı. Hayatım sonsuza kadar değişmişti. O an, sesler duymaya başladım, ağladım, çığlık attım, duvarlar üzerime yıkılmıştı, hareket edemiyordum, hiç bir şey hissetmiyordum. Sesler, bir birine karışmıştı. Bağırmaya başlamıştım, şok geçiyordum, hislerim kaybolmuştu, beni kimse duymuyordu, neden duymuyordu bilmiyordum, zaman akıp gidiyordu, zaman benim için durmuştu, karanlık içinde kaybolup hayallerimin esiri olmuştum.

Tren yolculuğum burada bitmişti, kalbim artık yavş yavaş atmaya başladı. Duvardaki saate son defa bakarak saatin sonsuzluğu gösterdiğini gördüm. Gözlerim hiç kapanmadı, mavi gözlerim açık kaldı son baktığım şeyse saat oldu. Zaman hızlı akıp gitmişti hayatımdan. Hayaller kül olmuştu. Ben yolculuğumu tamamladım.

TÜM VEFAT EDEN DEPREMZEDELERİN ANISINA

“ Hayatın her anından tat alıp onu yaşamak için az bir zamanımız var…”

Sağlıcakla Kalın…