SOĞUK BİR SÜRGÜN GÜNÜ

Kasaba Dinkelsbühl /Bavyera/ ALMANYA

2022 / Yaz

Yazın kurak sıcaklığı biterken yavaş yavaş üşümeye başladığımız günler geliyor…

Siyah bir gece,

Mavi bir dolunay,

Siyahın karanlığı aydınlattığı buğulu bir sis,

Beyazın kızıla çalan rengi,

Tüylerinizi diken diken eden bir ateş, bir kıvılcım…

Sessizliğin uğultusunda sizi boğan şehrin soğukluğu, sıcaklığını, heyecanını yitirmiş bir halüsinasyon sanki.

İşte bu şehir, hayallerin ve acımasızlığın şehri, soğuk bir sürgün günüydü,

Güzel bir kış soğuğu eşliğinde, sessizliğin doyuma ulaştığı, sıcaklığın yokluğunu çektiğiniz, iliklerinize kadar üşüdüğünüz, sıradan günlerden birisiydi.

Garip bir havaydı, her yer beyaza bürünmüş, karın teninize değdiği ılık sıcaklığı vücudunuzda kayıp gidiyordu. Hava çok soğuktu, saçlarım ve sakallarım donmak üzeriydi. Şiddetli ve ürpertici günler ömrümü iyice azaltmıştı ama ben hiçbir zaman yılmıyordum kendimle ve hayatla savaşıyordum.

Bu şehir bana çok çektirmişti, acımamıştı, beni çok ağlatmıştı yine de bu şehri terk edemedim, içimde kalan hüzünlü bir hikayenin eseriydi bu şehir. Benim için unutulmaz anıları olan hayatımı değiştiren beni ben yapan bazen karanlığıma aydınlık bazen de aydınlığıma karanlık olan bu şehir benim için unutulmaz bir sesti. İçimdeki çocuktu onun nefesi, onun çocuksu ruhuydu bazen yaşlıydı bu şehir bazen de çocuksu ruhuyla bana sesleniyordu.

İşte bu şehir, soğuk yıldızların altında masmavi hüznüyle yine bana kollarını açtı beni selamlıyor. Çocukluğumun sessizliğine yine geldim ve yine kaldığım yerden devam edeceğim, ailemle birlikte yaşadığım bu şehirde neler yaptığımı merak ediyorsunuz bundan eminim.

Size ilk önce yaşadığım şehirden bahsedeyim, bu şehir benim hayatım, ruhum ve her şeyim o kadar güzel ki, tarih öncesinden kalma otantik ve gotik eserleri zamana meydan okurcasına size kendi anılarını yaşatıyorlar, özellikle sonbaharda sarı yaprakların düştüğü hayallerin ve düşlerin sizi etkilediği bir yaşamın içinde sizi içinize çekiyor sanki.

Ben Almanya da yaşıyorum,

Güzel bir kafem var, içinde güzel kitapların bulunduğu aynı zamanda gözünüze hitap eden karakteristik ve hümanist sanat eserlerinden oluşmuş birbirinden ilginç sanat eserleri de kafemin içinde sizleri bekliyor. Ayrıca benim mesleğim, doğadan topladığım renkli topraklardan yarattığım otantik sanat eserleri yaratmak özellikle çocuklar için bu topraklardan oyuncak yapıyorum.

Kafemin içinde birbirinden ilginç tasarımlarımın yanında müziğin içinizi kıpır kıpır yapacağı sanki müzik eşliğinde terapiye maruz bırakıldığınız eksantrik bir ortamda çalışıyorum. Almanya’nın en sevdiğim kasabalarından olan Dinkelsbühldeyim. Burada çalışmak benim için çok etkileyici ve huzur verici benim için en etkileyici tarafı engelli çocuklar için yaptığım doğal malzemelerden oyuncaklardır.

Onlar için her şeyi yapmaya hazırım. Her yaptığım oyuncağında bir ismi var, bazen bu isimler o kadar enteresan oluyor ki şaşırıyorum.  Bu isimlerden en ilginciblauer Vollmond” çok sevdiğim oyuncaklardan birisidir. Her yaptığım oyuncak kafenin içinde sergilenmektedir. Bu oyuncak benim için paha biçilemez bir özellik taşımaktadır.  Anaokuluna giden kolları ve bacakları olmayan engelli bir öğrenci için yapmıştım.

Bu çocuklar için her şeyi yapmaya hazırım, onlar için yapamayacağım hiç bir şey yok. Siz biraz da ailemden bahsetmek istiyorum. Annem; Cheryl  Klarissa, Babam; Edward Klarissa

Benim ismim ; Barnhard Klarissa, babam ve annem bu ismi bana cesur olmam için vermişler, bir iş yaparken yılmamam ve o işi başarmak için çok çalışarak başarıya ulaşmam gerektiğini düşünerek bu ismi koymuşlar. Annemle babama bu ismi koydukları için onlara sonsuz teşekkür ederim. Benim çocukluğum hep tarlalarda toprak içinde geçti. Çocukluğumu pek yaşayamadım ben.

En sevdiğim şeyse taşlardan yaptığım arabalardı. Hiç unutmam bir keresinde güzel bir çınar ağacının küçük bir dalından  bana  küçük bir oyuncak yapmıştı. Bir insandı bu, elinde tepeşir ve bir de defter vardı. bu bir öğretmendi. Babamın el becerisi çok iyiydi. Ağacı o kadar güzel oymuştu ki aynı insan gibi olmuştu. O günlerde hep bana ağaçtan güzel oyuncaklar yapardı, genç yaşlarımda oyuncak yapmaya devam etti.

Babam iyi bir doktordu ama aynı zamanda hobisi oymacılıktı. Bu geleneğini ben halen sürdürüyorum. Ben de özel çocuklar için oyuncak yapıyorum. Özel çocuklar, hayata başlarken bir adım geriden başlıyor onun için onları mutlu etmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Onlar mutlu oldukça bende mutlu oluyorum, onlar bu hayatta normal insanlar gibi bir çok şey öğrenmeli.

Size biraz da annemden bahsedeyim, annem ilk okul mezunu okuma yazma bilir, bana çok şey öğretti o olmasaydı ben sanatçı olamazdım. Onun emeği üzerimde çok fazla. Aile, benim için bir yaşam tarzı bir serüven bir mutluluk kaynağı onları yaşam tarzı olarak benimseyebilirsiniz. Size hayata bağlayan sebeplerden birisidir.

Havanın soğukluğuna aldırış etmeyin, içinizi havanın soğukluğu ısıtmıyor sizin yaptığınız oyuncaklar sıcaklığı içinizde yaratıyor. Bir siyah gecenin uğultusuyla başlayan gece aydınlıkla beraber huzurlu bir geceye bürünüyor.

Almanya, Bavyeradan sevgilerle…

“Bir yaşantı, geleceğinizi şekillendirir”

Sağlıcakla Kalın…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir