Karagöl / ARTVİN
Sonbahar / 1993
Hayata yeniden başlangıç: Farklı yüzler diyarı…
Yine kimse duymuyor onları, sessiz sakin bir şekilde etrafı izliyorlar. Onlar her yerdeler, bazen sizin yanınızda bazen de yalnızlığınızın yanında. Etrafınıza baktığınızda göremeyeceğiniz, hissedemeyeceğiniz ruhunuza dokunan, içinizi okşayan güzel duygulardır onlar. Sizi anlayan, sizi dinleyen, görünmez karanlığınıza ışık olan sevgi dolu, hayallerdir gölgelerin sessizliği. Bazen size fısıltıyla bir şeyler söyler siz o an dediğini belki duyamazsınız belki de durgun bir sessizliktir bu. Mavi bir derinliğe hiç baktınız mı, bilmiyorum, derinliğin içi karanlıktır, siyah ve şuursuz. Hiç bir şey göremezsiniz, karanlığın ürpertisi içinde çığlık atarsanız ama sizi hiç kimse duymaz, duyamaz.

Orada tıkanmış, gözleriniz ve kulaklarınız duymaz olmuştur. Karanlık sizi alıp götürmüştür bir yerlere çıkılmaz sokaklara, hiç görmediğiniz yerlere götürmüştür, farkında olmadığınız bir anda. Sizin renkli dünyanız bir anda değişmiş ve görünmez bir dünyanın habercisiyle baş başa kalmışsınızdır. O an gölgelerin sessizliğini düşünün, sessizlik bazen ruhunuzun derinliklerine inen bazen kötü bazen kötü düşüncelerdir, gölgeler vardır, duyguları besleyen, sizin hayallerinize derman olan işte bu sesiz gölgelerdir.

Benim hayatım işte bu gölgeler, onlarla vakit geçiriyorum, onlarla konuşuyorum, bana güzel şeyler fısıldıyorlar. Onlar olmasaydı belki de bu mesleğe başlayamazdım. Gölgeler hayatımı değiştiren beni ben yapan, ummadığım zamanda ortaya çıkan ilginçliklerle dolu bir yaşam tarzı benim için. Mesleğe başlamadan hiç farkında değildim ama sonraları bana hayat verenin gölgeler olduğunu fark ettim. Hayat işte karşınıza ne zaman neyin çıkacağı belli olmuyor. Hayallerinizin başlangıcı belki bir fısıltı belki de huzur, belki de sessizliğinize ses olan bir duygu.

Ormanda gezintiye çıkmıştım, yeşilliklerin, mavinin, kuş seslerinin huzuru içinde dolaşıyordum. Doğa ana o kadar güzeldi ki san ki beni şarkıyla karşılıyordu o kadar naif sesler vardı ki bu mırıldanmalar sizi alıp hayallerinizin ötesinde mutlu olabileceğiniz yerlere götürüyordu.

Mavinin yeşile karıştığı bu manzara da renkli yaprakların birbirleriyle dans ettiği bu olağan dışı yer gerçekten beni gölgelerin yanına onların sesine alıp götürüyordu. Burada bu zamanda mesleğime aşık oldum. Kendimi burada keşfettim, buram buram kokan nergislerin, papatyaların, güllerin içinde gölgelerin sesini duydum. Heyecanlıyım çünkü kendimi tanıdım ve buradayım.

Koyu mavi gölün derinliklerine bakarken güneşin ışıltısıyla çarptığı göl bana öyle güzel bir fikir vermişti ki beyazın üzerine gölge bir yüz çizmeye karar verdim. Suyun yüzeyine yapraklardan güzel bir yüz çizdim. Su o kadar narin ve berraktı ki sanki çizdiğim resmi beyaz bir kağıda yapıyordum. Ben çizerken hiç hareket etmedi su. Berraklığını kaybetmedi, durgundu ve doğaldı.

Hareketsizdi, belki de gölgelerin sessiyle huzur bulmuştu ama bana kıvılcım veren, ışık yakan bu göl, gerçekten heyecanıma derman olmuş. Beni benden almış götürmüştü. Belki merak ettiniz, evet size mesleğimi yazayım.
Ben, ressamım.
Küçük bir çocuğun el değmemiş doğallığıyla yorulmuş bir ressamım. Küçük yaşlardan itibaren başladığım bu işe hala devam ediyorum. Bana bu ilhamı veren gölgelerin sessizliğiydi. Bel ki sessizlik olmasaydı şuanda başka bir işle uğraşıyor olurdum. Ben hayallerimin peşinden gittim, beni yönlendiren içimdeki o ses o çocuk gibi etrafa fısıltıyla bir şey söyleyen sesti.

Her yaptığım resimde bir gölge bir sessizlik bazen de gölgenin sessizliği vardı. Çizgilerim ve kağıda yaptığım figürler çok farklıydı. Değişik yüzler çizmeyi severdim. Çünkü her yüzde farklı bir zaman farklı bir duygu ve gariplik vardı. Esrarengiz, gizemli, heyecanlı özellikle güzelliğin yanında çirkin, somurtkan yüzler hep bende farklılıklar yaratmıştır.

Çizim yapmak yetenek isteyen bir iş ben bu yeteneği gölde keşfettim, yeteneğin yanında hayal gücünün el verdiği imkanlar da yarattığım kendi yüzlerimde var. Bu yüzler o kadar güzel ki hepsi farklı. Özellikle karşımda oturan bir insanın yüzünü çizerken edindiğim duygular bende çok farklı hislere sebep olur ama hiç kimsenin yüzüne bakmadan çizdiğim yüzler hayal gücümün eseri olan yüzler sanki geçmişten kalan bilinçaltımın tesirinde ki yüzlerin gün yüzüne çıktığı yüzler olarak ortaya çıkıyor.

Hiç unutmam bir yüz çizmiştim, yüzünde kırışıklar vardı, alnı beyaz ve sarıya çalan hafif bir renge sahipti. Gözleri masmaviydi, baktığınızda kristal bir camın için deki ışık hüzmelerine benziyordu. Gözleri çekikti. Gözler çok tuhaftı içimdeki çocuğu kıpır kıpır ediyordu. Yanakları pembemsi ve gülünce ortaya çıkan gamzeleri ona çektiği acının zorluklarını anlatıyordu.

Burnu küçüktü yuvarlak, ince bir buruna sahipti. Yüzünde çilleri ve ufacık bir beni vardı. en sevdiğim şey saçlarıydı herhalde o kadar güzeldi ki kızıla çalan al renge bürünmüş eski Moğol kadınlarını andırıyordu. Bu güzelliği hiç unutmadım aklımın köşesinde bir yerlere gizlenmiş orada kalmıştı.

Hayal gücünün sınırı hiçbir zaman yoktur. Siz kendinizi ne kadar zorlarsanız o kadar uzaklara gidersiniz bende öyle yaptım o sınırı aştım. Çok resim çizdim, o kadar yüzler çizdim ki binlerce yüz gördüm. Her birine birde isim verdim, onların birbirinden ilginç isimleri oldu ve sonunda kendi tarzımı yakaladım.
Hala çizmeye devam ediyorum, ormanın içindeki beyaz ışıltılı gölün yanında gölgelerin sessizliğinde huzurun içindeyim.
“Her baktığınız yüzün arkasında gizli bir yüz olabilir”
Sağlıcakla Kalın…

