BEYAZ TÜY

1997 / Kış

Aladağlar / Kayseri

Ay ışığının şelalenin sesine eşlik ettiği bir gün;

Ahşap bir masa, masanın üzerine toprak bir bardak ve yanında ufak küçük şekerler bırakılmış, ahşap bir bangalov evin içindeyim. Tahta masanın yanında sallanan bir sandalye var. Sandalyenin tam karşısında yanan bir şömine, üstünde güzel bir tablo. Şöminen ateşi gece karanlığında yansıttığı ışıltısını üzerinde bulunan tabloya sanki canlıymış hissi veriyor. Az ilerde çay yapmak için bir çaydanlık ve yatmanız için bir yatak. Her şey o kadar simetrik hazırlanmış ki her detay çok ince bir şekilde ayarlanmış. Hemen şöminenin yanında ki aynanın yanında gaz lambası. Yerde koyun derisinden işlenmiş halıya benzer yünlü bir kumaş var. Pencerenin yanında küçük bir ağacın üzerinde bana bakan bir kuş, o kadar güzel ki güzelliğini görmeniz gerekiyor hissetmeniz için. Bir papağan. Tüyleri beyaz ve çok narin. Bu otantik ortam sizi sanki Ala dağların eteğinde  geçmişe götürüyor.

Hemen sıcak bir çay yapıp gece karanlığının uğultusu eşliğinde çantamdan çıkarttığım günlüğüme bakıyorum. Masa üzerinde bulunan kuş tüyü ve mürekkeple günlüğüme bazı notlar alıp,  adınıBeyaz Gelincik” koyduğum, bir kız çocuğunu size anlatmak istiyorum.

Çilli ve saçları hafif kızıla kaçan bir kız çocuğu, yüzünde hafif bir tebessüm, elmacık kemikleri biraz belli, gülünce gamzeleri ortaya çıkan alnı düz ve gözleri siyaha çalan, alaca beyaz tenli olan herkesten farklı bir dünyadan gelmişcesine bakışlara sahip zeki bir kızdı, beyaz gelincik. Soğuğun yaktığı çilli yüzü bakışlarındaki alevi ve heyecanı yansıtıyordu. Küçük elleri, küçük evlerine odun ve yiyecek taşıya taşıya o kadar sertleşmiş ki baktığınızda hayretler içinde kalırdınız. Beyaz gelincik, duymayan bir kız çocuğu, sesli dünyanın sessiz çocuğu. Onun hayatında ses yok ama o dünyasını sesiyle renklendirmiş. Kalbi fırtınalar içinde ama o kalbinin sesini duyuyor. O çok özel bir çocuk, fırtınan içindeki sessizliğin içindeki çığlığı ellerine yansıtmış. Elleri onun sesi ve yoldaşı. İsmi ise karakteridir,

Dolunay ;

Küçük bir evde ailesiyle mutevazı bir yaşam süren, ailenin küçük bireyi. Babanın ismi,  Alpdem Atağ  Annenin ismi, Beyza Atağ.  Baba Atağ ahşap işlemeciliği yapıyor, ahşaptan aklınıza gelebilecek her türlü materyal ve malzeme yapabiliyor. Bunların içinde en güzelleri minyatür ev eşyaları. Anne Atağ, fizik öğretmeni. Aile boş zamanlarında bahçelerinde zaman geçiriyor. Dolunay bahçede okuldan kalan zamanda babasına yardım ediyor. Onun da ahşap işlemeciliğine ilgisi çok.

Dolunay, beyazın bazen kızıla, kızılın da beyaza büründüğü saflığın ve temizliğin adını taşır. Henüz 23 yaşında olmasına rağmen,  okulunda sergilediği tiyatro gösterileri muhteşem. O kadar gerçekçi rolleri var ki hayretler içinde izlersiniz.

Okul tiyatrosunda rol almasındaki sebeplerinden biri işitme engelli olması. Sessizliğin verdiği yaşam şekli okuldaki öğretmenini etkilemiş ve öğretmeni Dolunaya her gün özel olarak tiyatro dersleri vermiş. Zamanla Dolunay bu dersleri ilgiyle azimle yapmaya başlamış. Rolleri öyle içtenlikle yapmaya başlamış ki roller içinde kendini kaybediyor. Dolunayı rol yaparken izlediğinizde hayalin içinden gerçeklik tüy gibi yavaş yavaş süzülerek ortaya çıkıyor. Onu izlerken doğallığı, hüznü, sevgiyi, heyecanı, burukluğu ve en önemlisi zekayı görüyorsunuz.

Sessizliğin içinden rollerinin ışığını yansıtarak kendine yeni sesler yaratarak ortaya çıkan bir kıvılcım. Bir orkestra şefi bir piyanist belki de mimar. Onu izlerken aklınızdan geçen her rolü uyum sağlayarak içine yeni ve estetik diyaloglar katan bir kitap gibi. En güzel rollerinden biri Geyşa;  dansçı ve şarkıcı Japon kadınlarının rollerini yapması.  Bu rolü nerden öğrendiğini sorduğumda işaret diliyle rolleri nasıl öğrendiğini anlattı.

İlk önce sosyal medyada tesadüfen izlediği bir video da gördüğü bu sıra dışı insanları taklit ederek yaptıkları hareketleri taklit etmeye başlamış. daha sonra rollerin içine kendinden yeni figürler katarak yeni bir imaj ortaya çıkarmış. Dolunay işitme engelli olmasına rağmen, eşsiz yeteneğe sahip bir çocuk. Ailesi ve öğretmenin desteklemesi bunun yanında kendi yeteneğini ortaya çıkaracak davranışları keşfetmesi onda olan potansiyeli sessiz dünyasına yansıtmış. Dolaysıyla ortaya gerçeğ çok yakın roller ortaya çıkmış.

Küçük bangalov evimizdeki günlüğümüzün sonuna geldik. Sizlere Dolunayın küçük hayatından kısada olsa bir şeyler aktardım. Dolunaya ve ailesine teşekkür ederek. Günlüğün son sayfasını kapatıp, şöminenin sıcaklığını geride bırakıp evden ayrılıyoruz.

“Fısıltıyla konuştuğunuzda sesiniz çok gür çıkar, sesli konuştuğunuzda sizi bir kişi duyar”

Sağlıcakla Kalın…