Oamuru Kasabası/ Yeni zelanda
1989, yeni yıl…
Serin havanın güzel çocuğuna,
Küçük bir jetonla kimi arayabilirim diye düşünüyorum. İlerde bir telefon klübesi var. Yavaş yavaş etrafımı inceleyerek ilerliyorum. Elimde 1980 yılında yapılmış bir flaşlı fotoğraf makinesi var.
Cadde içinde eski ve boyası dökülmüş, şato misali ahşap bazıları da barok mimari tarzı evler var. Evlerinin bazılarının boyası dökülmüş, sanki yıllardır kimse bu evlerin içinde değilmiş gibi hepsi yaşlanmış. Elimdeki fotoğraf makinesini çantama koyarak telefon klübesine giriyorum.

Siyah gözlü, hafif kumral, orta boylu, narin yapılı aynı zamanda siyah uzun saçlı bir öğrencimi arayacağım. Jetunu telefon kutusuna atıyorum ve telefon çalmaya başlıyor karşımda iki siyah göz. Neden böyle söylüyorum çünkü öğrencimin gözleri ve bakışları ilginç ve güzel. Aradıktan hemen sonra randevu alarak buluşma saati için ağaçların ve çiçeklerin olduğu güzel bir yer seçiyorum. Kasabanın en güzel cafelerinden birindeyim. Eşsiz manzaranın yanında, güzel bir meyve suyu söylüyorum. Meyve suyunun tadı çok nahoş sanki bulunduğum ortamın kokusu içinde gibiydi.
Etrafımda mis gibi kokan portakal çiçekleri, o kadar güzel kokuyorlar ki içinizdeki yaşam yeniden canlanıyor. Eflatuna benzer ağaç yapraklarının altında güzel bir masa bularak oturuyorum. Çantamdan fotoğraf makinemi çıkartarak manzaradaki samimiyeti, heyecanı ve güler yüzü yakalayarak fotoğraf çekimlerine başlıyorum. Fotoğraf çekmek, bir insani tanımak gibidir, tanıdıkça fotoğraftaki şekiller ve nesneler yeni bir boyut kazanır, siz onlara isim verdikçe isimleri değişir. Çünkü her seferinde fotoğraflara baktıkça yeni bir tat alırsınız onlardan. İyi bir fotoğrafçı, hayatın renginin yanında hayatın griliğini de yakalamalı aynı iki siyah gözdeki fırtınalı hayat gibi. Sanki klişe olmuş bir hayatın içindeki fotoğraf sahnesi gibi iki siyah gözün hayatını da resmederek yakaladığınızda ondaki zeka ve yeteneği de görebilirsiniz.
İki siyah göz,
Beria, 25 yaşında.
Liseyi birincilikle bitirmiş, okuldaki arkadaşlarından çok üstün yeteneklere ve özelliklere sahip bir özel çocuk. Geçmişine baktığınızda, iyi ve kaliteli bir eğitim aldığını görebiliyoruz. Türkiye deki ve Yeni zelanda daki bir çok eğitimciden farklı kültürel yapıları içinde barındırarak bunun yanında farklı diller sayesinde yeni fikirler katmış kendine. Yeteneklerinin kaliteli olması aile yaşantısıyla çok bağlantılı. Ailenin yeni Zelanda ve Türkiye de sanat merkezleri var. Ailecek bu işle uğraşıyorlar. Baba, Whetu Smith Anne, Tawera Smith, görkemli bir ofis ve atölyeleri var, mimari kendi tasarımları ve sanatsal yetenekleri de atölye için gereken potansiyeli oluşturmuş. Kasaba bu aile için her şey, kendilerini bu doğanın ihtişamında yeniden keşfetmişler.
Oamuru kasabasındaki yaşam şartları sanatsal çalışmalarına çok katkı yapmış. Kasabanın sıra dışı olanakları ve doğal atmosferi hayal gücünüze heyecan katacak türde. Seri havanın ve sıcak havayla karıştığı tuhaf bir havanın içinde kendinizi Beria’nın sanatsal etkileşimini oluşturmuş. Ailenin kurduğu atölyede istediği sanatsal çalışmayı yapabiliyor en sevdiği sanatsal çalışma, Almanya da ki gördüğü dersler sırasında edindiği bir odanın içinde çektiği renkli fotoğrafları siyah beyaz tonlara getirerek eski bir hikaye çeklinde canlandırması aynı zamanda iplikle boyaları kumaş üzerine sırayla bırakarak kendi tarzını oluşturmuş, en enteresan olanı ise, farklı meyvelerden ve çiçeklerden oluşturduğu boyama sanatı, renkleri meyvelere ve çiçeklere sürerek farklı kişisel hayatları canlandırmış.

25 yaşında olmasına rağmen sıra dışı yaşam tarzı ve hayal gücü inanılmaz. Bazen çalışmanın yanında yeteneğiniz yoksa hayal gücünüz yarım kalabiliyor. Beria, çalışkan bir insan değil, yetenekli ve hayal gücü çok iyi. Genç yaşlarında ailenin Beria’ya katkıları ve çevresinde gördüğü ve sorgulayarak öğrenme yaşantısını benimsediği bir kişiliğe sahip olan bu özel çocuk. Gerçekleştirdiği, yeni fikirler, sanatsal ritüeller ondaki görme yeteneğini daha doğrusu, bir şeylere baktığında ondan nasıl yararlanacağını bulması ona özgü yeteneği ortaya çıkarmış. Türkiye deki çalışmaları da çok güzel, özellikle kapadokya bölgesindeki kızıl çamurla yapılan el becerilerine yönelik çalışmalardan yola çıkarak kızıl çamurdan kendine özel boyalar yapmış, bir figür veya detaylı bir doku yapacağı zaman boyalarıyla kızıl çamuru öyle bir şekle getiriyor ki, sanatsal çalışmalarına baktığınızda her nesnenin size bir şeyler gösterdiğini ve öğrettiğini görürsünüz hepsi canlıymış gibi size bakıyor sanki, onlarda muhakkak ki kendinizden bir şeyler bulacağınıza eminim.

Beria, çok özel bir kız, ayrıca bu özelliğini yaptığı çalışmalara güzel bir isim vererek taçlandırmış, çalışmalarının ismini ‘soğuk yaz’ olarak isimlendirmiş. Onu, takip etmek, özellikle sanatsal çalışmaları sırasında izlemek çok heyecanlı, sizin bakışlarınıza aldanmadan sanki o anı yaşayarak sanatsal çalışmalarına devam ediyor.
Beria’ya bizim davetimizi kabul ettiği için çok teşekkür ediyoruz. Onu sanatsal çalışmalarıyla baş başa bırakıyoruz.
“İyi sanatçı gözlere baktığında sıra dışı fotoğraflar yakalayabilmeli”
Sağlıcakla Kalın…




