NİSA VE GÜNLÜĞÜ

Kış Başlarken,

Kasım, 1996

Venedik, İTALYA

Toprak yolda sırt çantamla ilerlerken, yeşilin kırımıza karıştığı ağaçların içinden geçerken tepenin üst taraflarında güzel bir ağaç görüyorum. Başını öne eğmiş sanki beni selamlıyor. Yavaş yavaş ağacın yanına vardığımızda yeşil  yaprakların arasında maviye çalan nazarlıklar mutluluk işareti gönderiyor size. Güneşin parlak ama ışığı o kadar fazla ki yine de kışın soğukluğunu içimizi ısıtan bu ağaca bakarak unutuyoruz.

Yolumuza devam ederken, her yerde kuşlar ötüşüyor, kışın sessiz ve sakin ortamında cıvıl cıvıl havada uçuşan kuşlar bize hoş geldiniz diyor.  Roma’nın en güzel şehirlerinden biri olan Venedikteyiz.

Venediğin eşşiz manzarası ve evler arasından geçen kayıklar sizi 1800 yıllara götürüyor sanki. Kayıkla evler arasından geçerken gözümüze mavinin ışıltısı ilişiyor. Evlerin sarı tonu içinde kaybolurken, hayal dünyanızın büyüleyici atmosferi içinde, turkuaza çalan renkler sizi rüyanın içinde bir yerlerde gizliyor. Kayık gezintisiyle dolaşırken, Nisa’nın yazdığı günlüğü okumaya başlıyorum;

Günlüğe Başlarken ;

Küçük bir kızdım ben, henüz 12 yaşındaydım. Annem ve babam yoktu. Babamın adı, Emilio rossi Annemin adı, Aria rossi.  Beni bir yaşında bakamadıkları için  Yetimhaneye vermişler ben orda  büyümüşüm.  Annem ve babam beni bıraktıktan sonra Türkiye den ayrılmış. Bir daha Türkiye ye gelmemişler. 12 yaşından sonra ailemi çok aradım sormadığım  kişi kalmadı, ne yazık ki bulamadım onları. Bundan sonraki hayatımı kendime adamaya karar verdim. Artık yetimhane benim yuvam ve evim. Bunu böyle kabul etmem gerekiyor. Tabi ki de yetimhanede kalmanın da bir çok sorunu var.

Yetimhane, çok kötü ve çok berbat bir yer. Anne ve baba sevgisinin olmadığı zamanın geçmediği sadece arkadaşlarınızla vakit geçirebildiğiniz bunun yanında sizin yanınızda olan bakıcılarınız hem anne hem babadır sizin için. Size aile sıcaklığını asla veremez. Gece uyuduğunuzda üstünüz açıldığında üzerinizi örten kimse yoktur, üşürsünüz. Hasta olduğunuzda bir annenin el sıcaklığını yüzünüzde hissedemezsiniz veya size özel günlerinizde pasta yapan olmaz. Hiç bir şekilde mutlu olamazsınız. Tek dostunuz kitaplardır, sizi sakinleştirecek sizi anlayacak ve dertlerinizi dinleyecek kitaplardır. Benim bir çok kitabım vardır. Onları okudukça ailenin ne demek olduğunu sevginin nasıl bir şey olduğunu kitaplar öğretti bana. Sonra günlük tutmaya başladım. Her günümü paylaştığım, anılarımı, yaşadıklarımı, içime kapandığım günleri sevinçli ve mutsuz günlerimi günlüğüme yazdım. İçimdeki acılarımı günlüğüme söyledim. O bana dost oldu ben ona arkadaş. Birlikte yirmi yıl geçirdik.

Yetimhanede en çok sevdiğim şey bahçede bir ağacın altına oturup ebru sanatı yapmak. ebru sanatını yetimhanedeki bakıcımız öğretmişti. Bu sanatta en çok merak ettiğim suyun içine karıştırılan boyanın su içinde resme dönüştürdükten sonra suya koyulan kağıdın üzerine nasıl çıktığıydı. Bu sanat benim hobimdi. Çünkü içimde oluşan duyguları su içindeki resme yansıtıyordum. Vücudum böyle sakinleşiyordu.

Sanat insanın duygusu, yaşam şekli ve bilinç altındadır. Nisa bu yüzden içindeki duyguları sanatına yansıtmış. Ben şuanda 23 yaşında genç bir kızım. Hayat bana bir çok şey öğretti. Çalışmayı ve azmi, sorgulamayı ve çaresizliği, umudu ve çalışkanlığı en önemlisi, hayatı yaşayarak öğrendim. Hiç yılmadım bir şeyleri yaparken, korktum, çok korktum ama korkularıma yenilmedim. Vazgeçerseniz hayat size oyun oynar bunu unutmayın.

Ben vazgeçmedim, hep çalıştım ve bunun sonucunda hobim olan sanat bana meslek oldu. Şimdi güzel sanatlar fakültesinde mimarım. Bazen insan kendi kendine düşünmeli hayattan zevk alacağı işler yapmalı, bunun yanında yanınızda kimse olmadan sizi destekleyen birileri olmadan da bir şeyleri başarmak çok zor ben bunu başardım. Psikolojik sorunlarda yaşadım, başıma gelmeyen kalmadı, beni ayakta tutan tek şey günlüğümdü. O olmasaydı belki hiç bir zaman mimar olamayacaktım.

Nisa, çok özel bir kız, hayata bakış açısı onun yaşamını değiştirmiş. Sorunlarla mücadele etmek belki de yıldırmamış Nisayı. Merdivenden yukarı çıkarken ayağı takılıp düşmemiş, her basağı atlarken sorgulamış diğer basamağa adımını öyle atmış.

Nisaya günlüğünü bizimle paylaştığı için çok teşekkür ederiz.

Nisa, bir tecrübedir,

Bir yaşam tarzıdır,

Bir deneyimdir.

Nisa sizsiniz…

“Duygular bastırıldığında, bastırılan duygular farklı karakterler olarak karşınıza çıkabilir.”

Sağlıcakla Kalın…