VARGA’NIN KÜÇÜK ATÖLYESİ

Budapeşte, MACARİSTAN

2003, İlkbahar

Ronald Varga, 6 yaşında.

Bir akarsu kenarında sırt çantalarımızı aldık yürüyoruz. Suyun kenarında bembeyaz papatyalar görüyoruz aynı zamanda papatyaların üzerine kokan renkli kelebekler görüyoruz sanki gideceğimiz yolu tarif ediyorlar bize. Sarı, mavi, beyaz.. Her renkte etrafta uçuşuyorlar.  Dinlenmek için akar suyun kenarında büyük bir erguvan ağacının altında oturup dinleniyoruz. Havada mis kokulu çiçekler, kokuları o kadar hoş ki kokuyu içinize çektiğinizde başınız dönüyor. Çantalarımızı alıp  Tekrar yolumuza devam ediyoruz. Gideceğimiz yol biraz uzak, süprizlerle dolu ve içinize işleyecek bir yol.   

Varga ailesine 1 hafta önce mail yazdım ve bugün bilgisarayıma düşen maille harika cevaplar veren aile bizi Budapeşte deki evlerine davet ettiler.

Bu yolda sizi güzel bir ailenin tuhaf ama akıllı bir çocuğundan bahsedeceğim ;  

Budapeşte!nin Türk okulunda okuyan Roland Varga.  Babası Türk asıllı Andres Varga , annesi Macar kökenli, Tünde Varga İlginç bir aile,  neden ilginç, babasının Türkiye de ünlü bir ressam aynı zamanda heykeltraş. O kadar güzel eserler vermiş ki sanat eserlerini gördükten sonra bu eserlerin sıradışı olduğunu fark ediyorsunuz. Andres’ın resimlerini görmek için Budabeşte’nin sanat merkezlerinden birine gittim, ressamın resimlerini incelerken, bir ayrıntı dikkatimi çekti, resimdeki boya darbeleri ve kullandığı renkler sanki içinizde bir ışık yaratıyor. O an resimle bütünleşiyorsunuz, ressamın sanat eserini yaratırken ki heyecanına ortak oluyorsunuz. Küçük  Varga’nın annesi şair çok güzel şiir kitapları var.

Bir şiirini okuduğumda çok hayran kalmıştım. O kadar doğal bir dili var ki pürüzsüzce şiir yazıyor. Şiirlerini yazarken evinin çevresindeki doğal ortamdan yararlanıyormuş   İşte tam buradan yola çıkarak Varga’nın ne kadar farklı bir beyine sahip olduğunu anlıyorsunuz. Muhteşem bir aile muhteşem bir heyecan. Hepsi bir araya gelince ve bu aileyi yakından tanıma fırsatı bulunca çok heyecanlandım. 

Bu kısa bilgiden sonra esrarengiz yolda ilerlerken, ailenin göl kıyısındaki muhteşem evine yaklaşıyoruz. Ev o kadar güzel ki mimar olan baba Varga, heykeltraş olduğunu bu evde kanıtlamış sanki. Eve geldiğimizde Varga ailesi bizi kağıda karşılıyor. İçeriye giriyoruz, bizi büyük bir holden geçirerek, heykellerin yanından arka bahçede ki gül bahçesinin içindeki kamelyaya götürüyor. Sohbete başlamadan, anne Varga bizim için Türk kahvesi yapmış, Trük kahvemizi yudumlarken sohbete başlıyoruz. Küçük Varga, 3 yaşına gelince çocuklarında bazı sorunların olduğunu anlamaya başlamışlar, babasının evinde için küçük bir atölyesi var. Ronald bu atölyede babası resim ve heykeltraş yaparken onu izliyormuş, Vargaya babası, küçük resim kağıtları ve heykeltraş için kullanılan bazı materyaller vererek bir şeyler yapabileceğini düşünmüş, Varga bu malzemelerle oynarken babasını izleyerek onun yaptıklarına benzer resimler ve heykeller yapmaya başlamış.

Küçük Ronald, 3 yaşında olmasına rağmen el becerilerini materyallerle oynayarak geliştirmiş. Varga 6 yaşına geldiğinde küçük kas becerileri daha da geliştiğinden babası’nın küçük atölyesinde heykel için kullanılan malzemelerden küçük sanat eserleri yapmaya başlamış. Heykel yaparken kullandığı küçük materyalleri nasıl kulladığını babası her gün izleyerek fotoğrafını çekmiş. Gerçekten de fotoğrafları incelediğimde ellerini sanki usta bir heykeltraş gibi kullandığını gördüm. İşe yaramayan bir taştan, ellerini kullandığında estetik bir yapıt ortaya çıktığını ve bunu 6 yaşındaki bir çocuğun nasıl yaptığını hayretler içinde izliyorsunuz. Bireylere sunulan yaratıcı ortamlar onların zeka seviyesini ya geliştirir yada düşürür. Sizin onlara sunduğunuz ortamlar onların geleceğini şekillendirecektir.

Ronald, küçük yaşta ailesinden edindiği bilgileri nasıl kullanacağını çok iyi biliyor, onları örnek almış. Anne Tünde, oğlunun pek okumadığından şikayetçi, anne, sürekli kitap okuyan ve yazan birisi. Oğlu Ronald’a aldığı eğitici kitapları pek okumuyormuş, zamanın çoğunu babası’nın atölyesinde geçirdiğini söylüyor. Bireylere sunduğunuz beceri ortamları her zaman istenildiği gibi olmaya bilir. Çünkü bireyler kendi istedikleri ve becerilerine yönelik etkinlikler gerçekleştirirler. Onları özgür bırakmak içlerindeki duyguları çıkarmalarını sağlar.

Yolun sonuna geliyoruz, Budabeşteki küçük ve güzel gezimizi bitirirken Varga ailesine bizi kabul ettikleri ve hoşgörüleri için teşekkür ediyoruz. Farklı insanları tanımak sizi besler ve onlardan çok şey öğrenirsiniz onları gözlemleyin.

“ Pürüzlü bir yüzü, gülen bir yüze çevirmek için canlı bir ortam sunmalısınız”

Sağlıcakla Kalın…