LOTUS ÇİÇEĞİ

LOTUS ÇİÇEĞİ

Yıl : 1981

Adı : Hiroshi ren

Yaş : 6

Bir japon çocuğu Hiroshi Ren,  Hiroshi; Japonya da en yaygın kullanılan isimlerden bir tanesidir. Ren soyadı ise, lotus çiçeği anlamına gelmektedir. Japonlar Ren’i aslında isim olarak kullanmışlardır ve en önemlisi Lotus Çiçeği; kirli alanda yetişip güzellikle açtığı için, bir çok ebeveyn çocuklarının zor ve acımasız bir dünyada güçlü ve güzel bir biçimde büyümelerini diliyor.

Japonlar, insani değerleri güçlü ve hümanist(insancıl) bir yapıya sahiptir. Kendi değer yargılarını  her bireye aşılayan, saygı ve sevgiyi görev edinen güçlü insanlardır.

Hiroshi Ren, 6 yaşında Ana okuluna giden bir çocuktur, ailesi ve çevresi tarafından çok disiplinli bir şekilde yetişen baskın ve düzenli bir kişiliğe sahiptir. Japon çocuklarının yetişme tarzına bakarsak, dersler her zaman ikinci plandadır, ilk aşama erdemli ve ahlaklı bir birey yetiştirme asıl amaçlarıdır. Ren’de iyi ve ahlaklı bir yapıda olan çevresinde çokça sevilen bir bireydir. Ailesi tarafında disiplinli ve otoriter tavırlar içerisinde büyütüldüğü için tam olarak özgür bir birey değildir. Ailesi onun için her şeyin düzenli olmasını istemekte ve zihinsel olarak bu yönde Ren’le iletişim kurmaktadır. Ren’in ilerde nasıl zihinsel zorluklar içerisine gireceğini düşünemiyorlar. Aile, geçmişte nasıl bir eğitim ve yetişme kültürü aldıysa çocuklarını da bunu aktarma içerisinde.

Okulu çok sevmekte, öğretmenin verdiği bütün görevleri zamanında yapmakta ve bundan keyif aldığını belirten yüz ifadelerini de görebilirsiniz. Öğretmenin okulda verdiği etkinlikleri bir bir uygulamakta ve her şeyi en ince ayrıntısına kadar öğrenmektedir. En çok sevdiği şey materyali alıp parçalamak daha sonra tekrar birleştirmeye çalışmak, annesi Yui Ren oğlunun, evde de aynı şekilde oyuncaklarıyla oynadığını, onları kırıp döktüğünü, tekrar eski haline getirmek için yapıştırıcılar kullandığını ve her seferinde oyuncağı tamir ettiğini söylüyor.

Anne Ren, oğlunun asıl gerçeğini unutuyor, disiplinle büyüyen çocuklar hayal güçlerinden muzdarip her şeyin bir an önce olacağını düşünen ve karar verirken sadece kendilerini düşünen, hayal güçleri zayıf bireyler olarak karşımıza çıkar. Ren’in Öğretmeni, Takashi Yuma, bir gün çocukları bahçeye çıkardığında bahçenin içinde bulunan ormanlık alanda çocukların küçük odunlar ve taşlar toplayıp bunlardan çeşitli materyaller yapmalarını ister. Herkes materyalleri topladığında Öğretmeni Yuma, bahçede bu materyalleri kullanarak kendilerine özgü bir çok değişik eşya yaparlar. En ilginci olanı ise Ren’in yaptığı materyaldir, Ren: Bir ev yapmıştır ama bu evin ne penceresi nede kapısı vardır. Çatısı da yoktur. Öğretmeni Ren’ e, materyalin ismini sorduğunda Ren ev yaptığını söyler. Öğretmen Yuma çok şaşırır çünkü evin ne penceresi nede kapısı vardır. Önceki yaşantılar ve bilinç altına yerleşen bir takım olumsuzluklar asında kişinin beyin yapısını etkilemekte ve karamsarlığa sürüklemekte onu bir kutunun içine hapsetmektedir. Ren’nin yaptığı materyalin asıl amacı budur ama Öğretmen Yuma bunu fark edememiştir.

Bir takım aile yaşantıları sonucu ortaya çıkan gelişim sorunlarını, kişinin davranışlarına bakarak ortaya çıkarabilirsiniz. Oyuncakla, belirli hareketler, tavırlarla, iletişimle vs. Bir çok şeyde bu olumsuzlukları görebilirsiniz önemli olan iyi bir gözlemci ve analizci olarak bu davranışları çözebilmektedir. Özellikle Ren’ de bulunan disiplin yapısı biraz tehlikelidir. Bunu da bireyin karmaşık dünyasına girip geçmişi ve geleceğini analiz ederek çözebilirsiniz.

Disiplin güzel bir şeydir ama düzgün kullanıldığında, öğretilebilir. Aşırı baskın bir davranışın sonucu geçmişte oluşan yaraları gelecekte iyileştiremez. Japon kültüründe özellikle dersler bakımından ele aldığımızda disiplin biracık fazladır özellikle sınavlar çok ağırdır. Bu ağırlığı kaldıramayacak seviyede olan öğrencilerde olacaktır onun için, baskı ve ağır eleştiriler çocuklarda öz güven eksikliği, çaresizlik, kendi davranışlarına karşı çözüm üretememek gibi yıpratıcı unsurlar ortaya çıkarabilir.

Hiroshi Ren, ergenlik çağına geldiğinde davranışsal olarak içinden çıkılamaz bir senaryonun içinde bulacak kendisini, kendi öz benliğini tam olarak yakalayamayan, karmaşık dünyanın esiri olmuş, kendini tanımayan, çözüm önerileri üretemeyen, kendine saygınlığını yitirmiş, geleceği olmayan bir genç olarak karşımıza çıkacaktır.

“Özgür çocuk, kendi yaşam mimarisini tasarlayandır”

 

Sağlıcakla Kalın…