GÜNÜMÜZ YAŞAMI ”SÜRREALİST ÇOCUK”

Günümüzde bir insanın “birey” olma yolunda ailesi ve yakın çevresinin dışında yaşadığı toplumun özelliklerinin de çok önemli etkisi vardır. Evden dışarı çıktığında insan, toplumun ona dayattıkları ile baş başa kalmaktadır. Bu yaşam tarzı ve seçimler ona uygun seçimler olmasa bile birey olma yolunda bir nevi zorunluluktan dolayı toplumun ona dayattıklarını kabul etmek durumunda kalmaktadır.

Sürrealizm (Gerçeküstücülük) nedir?

              Sürrealizm (gerçeküstücülük) Bilinçaltımızdaki gizli dünyanın, toplumun etkisinde kalarak ortaya çıkmasıyla bu olgunun insan yaşamına yön vermesidir. Toplumsal hayatta bizi etkileyen “Sürrealizm” ise bir sanat eseriyle veya bir çocuğun elinde tuttuğu ufacık bir oyuncakla ortaya çıkıp insanın yaşamını etkileyen sıra dışı bir özelliğe sahiptir.

Sürrealizmin yaşanılan hayatla paralel gelişim gösteren bu sıra dışı özelliği, bilinçaltında olan nevrozlardır(gerçekle hayal arasındaki ayrım). Bu nedenle insanlar, bu gerçeklik boyutunu akılla ve mantıkla değil, bilinçaltının ön çalışması neticesinde farkında olmadan, sanki bir rüyanın içinde sürüp giden seküler(çağa uygun olan) bir yaşam gibi kabullenerek yaşamlarına uyarlarlar.

Farkında olmadığımız, farkındalık yaratamadığımız onca yaşantı varken bize sanki hap gibi yutturulangerçek dışı’ birçok şeye boyun eğmek zorunda kalıyoruz. İşte birey olma yolundaki çocuğun da asıl sorunu budur.

Doğar doğmaz dünya “çocuk” için seçim şansı olmayan bir hikayenin içindeki macera gibidir. Çocuğun bir seçme sansı yoktur… Ona hangi yaşam tarzı lense edildiyse o yaşam tarzını ölünceye kadar sürdürmek zorundadır. Tek yönlü bir biletle hiçbir istasyona uğramadan, doğrudan varış noktasına hareket eden bir trenin yolcusu gibi…

Toplumdaki “Sürrealizm”

Bir toplumun yaşam tarzını değiştirmek gerçekten zordur. Topluma fayda sağlayan, kendi ayakları üzerinde durabilen, geleceğini kendi belirleyebilen bireyler yetiştirmek toplumun ideali olmalıdır. Sürrealist bir toplum yerine hümanist (insancıl) bir toplum yetiştirmek toplum adına önemlidir. İşte bu etkiyi insanlara aşılamanın yolu da aile bireylerinden başlayarak çocuğun eğitim ve yaşam kalitesini en üst noktaya çıkartmaktır. Ona marksist (eşit yaşam koşullarına sahip) bir yaşam tarzını benimsetip ahlaklı, kişiliğini kendi oluşturabilen, karakteriyle birlikte toplumun gelişmesine katkıda bulunabilen bir karikatüristin esprili tavrı gibi toplumu keşfetmesini öğretmek her bireyin birincil amacı olmalıdır.

Olması Gereken “Sürrealizm”

Sürrealizm bir bakıma da geçmişi özlemek ve geçmişin gerçekliğine ulaşmaktır. Hayatımızın başlangıcında toplumun bize sunduğu olanakların içinde kaybolup giderken ve bu süreçte sınırsız bir şekilde kendimizi sorgularken, sorgulamalarımız ya bizi geliştirmekte yada aynı noktada yerimizde saymaktayız. İşte asıl gerçeklik burada başlamakta… Hayatın ne kadar kısa olduğunun, ne kadar çabuk bittiğinin farkına varamadan son noktalara gelmekteyiz ve sonunda “Çocukluğum nasıl başladı, neler öğrendim, neler yaptım…” diyerek kendimizi sorgulamaktayız.

İşte burada bizi yönlendiren toplumun istemeden bize kattıklarını ve yaşattıklarını anlamaktayız. Yaşadığımız ve çocuklarımıza yaşatacağımız hayat sürrealist olmamalı; mizah duygusuyla, akılla, esprili bir dille,  düşünerek kişinin kendi seçimlerine bırakılmalıdır.

Sağlıcakla kalın…



SİZİN ÇOCUĞUNUZ ÖZEL BİR ÇOCUK !


SİZİN ÇOCUĞUNUZ ÖZEL BİR ÇOCUK !