
Öğretmenler Okulda Çocuklara Nasıl Davranmalı ?
Zil çaldı, eğitim ve öğretim başladı. Çocuklar da ilk ders zili çaldığında içlerinde çok büyük bir heyecan başlar. Sınıflarına girecek öğretmenlerini merakla beklerler. O an öyle bir korku kaplar ki içlerini çünkü sınıfta çocuklar artık aileden uzaklaşmış ve birbirlerinden bağımsız hareket edebilecekleri bir ortama gelmişlerdir. Sınıfa yabancı bir insan gelecektir. Bir büyük; anne ve babanın yerini alacaktır.
Davranışların analizine bakarsak…
Çocuklar tanımadıkları kişilerle yüzleşince her zaman o yabancılık çekerler. Öğretmen sınıfa geldiğinde, sınıfa nasıl gireceği çok önemlidir. Güler yüzlü bir öğretmense sene sonuna kadar çocuklar iyi ve verimli bir dönem geçirir. Çocuklar için güler yüzlü olmak onların etkileşimiyle ve sizi kendi rollerine almaları için bir kaynak teşkil eder. Öğretmen araç olarak kendini göstermemeli, bir rehber olup çocuklara yol göstermeli ve doğru yoldan ilerlemelerini sağlamalıdır. Öğretmenin somurtkan bir yüzle sınıfa adım atması ise sınıftaki heyecanın ve iyi atmosferin sene sonuna kadar kötü gitmesine yol açmaya sebep olabilir. Çocuklarla çalışmalarınız kabusa dönebilir, onlarla çalışmalarınız vereceğiniz ödevler, olumsuz sonuçlanabilir. Bu yüzden sizin sınıfta nasıl davrandığınız çocuklar açısından ‘kaliteli yada kalitesiz’ eğitimin başlangıcıdır. Kaliteli bir eğitim öğretmenle başlar, öğretmenle devam eder ve sonuçlanır.

Çocukların okula başlamadan aileler okulu ziyaret etmeli okulla ve öğretmenlerle ilgili bilgi almalıdırlar. Burda ki amaç çocuğun okula ve sınıfa alışmasıdır. Bunun için çocuğa okulda ailesiyle birlikte oryantasyon çalışması yaptırılmalı aile ve çocuğa olumlu cümleler kullanılarak çocuğun ortama alışması sağlanmalıdır. Kesinlikle olumsuz cümlelerden uzak durulmalı ve çocuğu üzecek, alışmasını engelleyecek şeylerden kaçınılmalıdır.
Öğretmen çocukların özelliklerini nasıl keşfetmeli ?
Öğretmen dönem boyunca çocukların farklı özelliklerini de keşfeder bunlar içinde ‘zeki ve tembel’ öğrenciler vardır. Özellikle belirtmeliyim ki çocukları sınıf içerisinde ‘zeki ve tembel’ diye ayırt etmemek gerekir. Çünkü her çocuğun öğrenme yaşantısı ve öğrenme süreci farklıdır. Buda çocuklardaki önceki öğrenme yaşantılarının nasıl geçtiği ile alakalıdır. Çocuklar hızlı ve yavaş öğrenirler, onun için ‘BEP(Bireysel Eğitim Planı)’ bu program tamda bu çocuklara uygundur. http://www.meb.gov.tr/ adresinden planlara bakabilirsiniz. Öğretmenler çocukların seviyesine indiğinde onlara nasıl davranacaklarını az – çok anlarlar ve bu süreçte nasıl bir öğretim planı uygulayacakları da zamanla ortaya çıkmaktadır.

Çocuk gözlem yapar, keşfedici özellikler sergiler. Zihninde her şeyi yapılandırır ve örgütler daha sonra öğrenme sürecine geçer. Öğretmenin, konuşma tarzı, hareketleri, elleri, oturuş tarzı vs… Çocuk için potansiyel görsel öğrenme sürecidir. Öğretmenler dolayısıyla kendi hareketlerine dikkat etmeli ve çocukların onların davranışlarını kopyalayacaklarını önceden düşünmelidirler.
Öğretmenlerin yaptıkları çok büyük hatalardan birisi de çocuklara isimleriyle hitap etmek yerine lakap takıp ( tembel, sarı, gözlüklü, uzun, kel vs…) çocukları baskı altına alan istenmeyen davranışlarda bulunurlar. Gelecekte bu tür davranışlar çocuklarda ağır hasara neden olmakta ve çocuk kendi öz potansiyelini gerçekleştirememekte ve içine kapanmaktadır. Bu tür öğretmenler genellikle kendi egosunu tatmin eden davranışlar yaratarak çocukları ezmektedirler. Sadece dayak yememesi çocuğun şiddet görmediği anlamına gelmez. “Senden adam olmaz”, “Ne işe yararsın ki”, gibi cümleler çocukta travmaya sebep olmakta ve alt benliğinde sakladığı geçmiş yaşantıları ilerleyen yıllarda herhangi bir olumsuz durumda ortaya çıkabilmektedir. Bu çok kaygı verici bir durumdur.
‘Siz değerli öğretmenlerim bu tür olumsuzluklardan vazgeçerek çocuğa gerçek değeri verin ve onun özgüveninin doruğa çıkmasını sağlayın…’
Sağlıcakla kalın…
