
Çocuklardaki şiddet olgusu ;
Şiddet olgusu yaşamın bir gerçeğidir. Bu yüzden bazı insanlar, çocukların şiddet olgusuyla erken tanıştırılması gerektiğini düşünmektedirler. Ancak çocukları kitaplar aracılığıyla şiddet olgusuyla tanıştırmak, onları insanca yaşam ortamına hazırlamak yerine savaş ortamına hazırlamaktadır. Bir çocuk ileriki yıllarda şiddetle karşı karşıya kalabilir ancak erken yaşta kitaplar aracılığıyla karşılaştıkları şiddet ögeleri durumu daha kötü hale getirmektedir. Çünkü şiddet tüketilen bir olgu değil tam tersine birikerek çoğalan bir olgudur…
Son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda, kitle iletişim araçlarındaki şiddet içerikli haberlerin çocukların içlerindeki şiddet olgusunu harekete geçirdiği, başkalarının başlarına gelen şiddet olaylarına karşı göstermiş olduğumuz aldırmazlık ve duyarsızlığın onları duygusal olarak yetersizliğe ve saldırgan davranışlara ittiği kanıtlandı.

Çocukların değer yargıları bizimkinden farklıdır. Çocuklar iyiyi ve kötüyü birlikte yaşarlar. “İz bırakmadığını sandığımız bu görüntüler, çocukların yüreklerinde ve düşlerinde yer eder. Zaman zaman geçmişten gelip bizleri ürküten çocuksu korkularımızdır onlar. Yetişkin değerlerimizdeki eksikliklerin, yanlışların ve sapmaların kaynağıdır… Bu nedenledir ki, psikologlar, ruhsal bozukluklarımızın kaynağını ortaya çıkarmak için hemen çocukluğumuzdaki izleri deşerler.” Akal (2003: 69)

Çocuklar hafızası boş bir kutuya benzer, bu kutunun dolması çevrelerindeki yaşananları ve gördüklerini taklit ederek birşeyler öğrenmelerine bağlıdır. İşte bu sebeple öğrendikleri şeyler görsel hafızalarında çok çabuk bir şekilde kalıcı olur. Biz erişkin insanlar olarak onlara ne kadar iyi ve doğru bir yaşantı sunarsak çocuklar da bu yaşantıları deneyimleyerek kendi dünyalarında daha olumlu bir yaşantı sağlarlar.
Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir. Onlara daha güzel düşler sunalım…
Sağlıcakla kalın…
