Akçakoca / DÜZCE
2021 / Yaz
Kışın yaza, yazın kışa karıştığı histerik bir durum….

O, bazen sarı bazen mavi, bazen de kızıl,
Bazen bir denizde batarken görürsünüz onu bazen de bir dağın tepesinden yavaş yavaş kaybolduğuna şahit olursunuz.
Bazen de rüyalarınızın derinliklerinde gizlidir, sizin onu ortaya çıkartmanızı bekler, o an geldiğinde her şey farklılaşır.
Evet o an geliyor….
Güneş dağın tepesinden sessizce batıyor,
Sarının, kızıla çalan rengi…
Sanki, içinizde ki masumiyeti size gösteren bir ışık gibi yavaşça karanlığa gömülüyordu,

Sakin bir hayatın, ürpertisi içinde sizi mantığınızdan alıp duygusallığa götürüyordu,
Kış güneşinin uğultusu, çocuk ruhunuzda ihtişamlı bir hale bürünüyordu,
O an, gözlerine yansıyan kızıllığın rengine bürünüp, kendinizi kaybedebilirdiniz.
Kış güneşi: duygusal, heyecanlı, zamansız ve bir o kadar da şımarıktı.
Sanki bu güneş kendi yansımasıydı, ona baktıkça kendini görüyordu,
Bazen içindeki bu yansımalar onu korkutuyordu ama çaresiz yine o dağın ufkundaki sonsuz batışın rengine gözlerini kırpmadan bakıyordu.

Derinliklerde kaybolurken o güzel gözlerinin önüne zamansız gelen bir ses, bir dokunuş belki de hayalinin ötesinde olan başka bir şey onu devamlı çağırıyordu.
Bir an tuhaf bir ses duyuldu, odasındaki çalar saat çalarken o bir an ela gözlerini açarken sırılsıklam olmuştu, rüyası onu kilitlemiş uyanamamıştı, sesi duyunca irkilmiş, gerçek olduğu şey bir anda karanlığa karışmıştı. Şimdi artık gerçek zamandaydı. Kalkmalıydı, saçlarından yüzüne doğru akmakta olan bir damla su yavaş yavaş ellerine damlıyordu. O an anladı ki her şey bir an da olup bitiveriyor. Anılarda kalıyor güzel şeyler yaşanmışlıklar ama geçmiş ne yazık ki geri gelmiyor diye bir an aklından geçirdi.

Derinlerin ötesinden bir çocuktu o masum, saf, temiz, duygulu, ağırbaşlı, bazen sabırlı ve bazen sabırsız, bazen dengeli ve bazen dengesiz. O kış güneşiydi. Kendine benzeyen bir şey sonunda bulmuştu ve onun adını kış güneşi koymuştu. Pencereden dağlara baktığından gözlerindeki ela rengin kızıla boyandığını görebilirdiniz. Ağladığında ki hali bir başkaydı, onu ağlarken yakaladığınızda gözlerinde ki rengi göremezdiniz solup giderdi. O ağladıkça solup giden yüzü size neler düşündüğünü anlatabilirdi. Ağladığından pek konuşmazdı, zaten içine kapanık, durgun ve sersemlemiş bir dünyanın içine kapanmış gitmişti.
Onun ismi, derinliğin içinden geliyordu, sonsuzluğun sesiydi sanki…

Derin Asya
Henüz 24 yaşında
İyi bir eğitimci…
Sonsuz yaşamın kızıllığıydı o, belki doğunun belki batının çocuğuydu ama iyi biliyordu ki onun ismi kış güneşiydi.
Kış güneşi
Ailesiyle birlikte mutevazı bir evde yaşıyor, küçük gösterişsiz bir evde. Düzce’nin küçük bir kasabası olan Akçakoca da yaşayan bu aile Düzce’nin en eski ailelerinden biri. Tüm yaşamları burada bu küçük şirin renkli kasabada geçmiş. Evde fazla bir eşyaları yok kendilerine yetecek kadar eşyalara sahip bir aile. O kadar hoşgörülü bir aile ki onlarla iyi ki de tanışmışım, özellikle Asya ile tanışmak benim için çok heyecan vericiydi.

Aile, sıradan orta halli bir aile baba kaymakamlıkta memur anne sağlık ocağında hemşire. Asya, çocukluk yıllarından gelen bir öğretici ruhuna sahip. Bunun yanında yardımsever ve bir o kadar da kibar ve gösterişten uzak bir kişiliğe sahip. Babası küçük yaşlarından itibaren Asya da öğretici bir kişilik oluşturmuş tabi bunu isteyerek yapan biri değil. Bilmeden kızının bir çok şey öğrenmesini sağlamış. Hafta sonu tatillerinde farklı şehirlere giderek o şehir hakkında bir çok şey öğrenmiş Asya.

Kütüphanesinden , müzesine, tarihi yerlerinden insan kültürü hakkında bir çok detayı küçük yaşlardan iti bazen belliğine kazımış. Ailenin böyle bir yapıya sahip olması gerçekten çok güzel bir şey. Asya bu şekilde okula giderken bir çok şeyden haberdar olmuş. Okulda öğretmenin anlattıklarını geçmiş gezilerinden yola çıkarak hızlı bir şekilde öğreniyormuş. Geziler daima bellekte daha çok kalıcılığı sağlar. Görsel yaşam zor unutulur. Asya da bunu kullandığı için kendi deneyimlerine daima yenilerini eklemiş. Gezdiği şehirlerde en çok sevdiği şeylerden birisi kütüphaneler olmuş.

Gezerek ve okuyarak öğrenmek onun tutkusu. 20’li yaşlara yaklaştığında gezdiği şehirler hakkında okuduğu kitaplarla ilgili küçük kağıtlara resimler çizmeye başlamış. Bunun yanında yaptığı resimleri küçük parçalara bölerek onlardan puzzle yaparak küçük puzzle dergileri çıkartmış. Resimleri gördüğümde gerçekten çok heyecanlanmıştım. Birbirinden enteresan çizimler ve içinde bulmacalar vardı. Bulmacalar onun içindeki ruh perdesini bulmanızı ve onu anlamınızı sağlıyor.

İncelediğinizde Asya’nın bilinçaltına rahatça ulaşabilirsiniz. Bazen hayatımız bir bütündür ama onu parçalara bölmek isteriz. İşte Asya’nın resimlerini parçalara bölmesi tam da bize bunu anlatıyor. Onun birde çok enteresan bir özelliği var üniversitede seçtiği bölüm insanlarla ilgili olmuş. Asya, Antropoloji bölümünü okumuş. İnsanları anlamak, onları tanımak, kültürel özelliklerini keşfetmek ve özellikle Asya’nın insanlarda en sevdiği şey onların yüzleriymiş. İnsan yüzlerine çok değer veriyor, onların ruhsal yapılarını, geçmiş ve gelecekteki durumlarını yüzlere bakarak anlamaya çalışıyor.

Bazı resimlerinde insan figürlerini de yer vermiş. Asya’nın bir takıntısı var, gördüğü bir yüzü hemen çizmeye çalışıyor. Yüzün detaylarını kağıda çizdiğinde onda ki garip duygu yerini mutluluğa bırakıyor. Sanki bir yüze baktığında onun geçmişine tanıklık ediyor. Asya seçtiği bölümde kendini çok geliştirmiş, tabi bu ailesinin onun yanında olması ve özgür bir hayat sunmasında çok faydası olmuş.

Çocuklar küçük yaşlardan itibaren özgür bırakıldıklarında kendi seçimlerini yapabilecek düzeye gelirler ve ileride pişman olmayacakları şeyleri yaparlar. Onların sadece iyi bir rehbere ihtiyaçları var. Sizden istedikleri onlara deneyim kazandırmanız. Asya, yaşantıyı deneyimleyerek öğrendiklerini uygulamaya geçirmiş. Belki biraz tesadüf belki de çok gezmesinden kaynaklı bir durum. Onu anlamak için yaptığı resimleri iyi analiz etmek ve bulmacalarını çözmek gerekiyor.
Aile, yaşantı ve yaşanmışlıklar, bazen hayal bazen gerçek Asya’nın hayatı da bu şekilde devam ediyor, devam edecek….

“İnsanların yüzüne baktığınızda çift tarafları yüz görürsünüz biri gerçek yüz diğeri içsel yüz”
Sağlıcakla Kalın…
