Ağustos , 1981
Gölyazı köyü / BURSA

Yağmurlu bir gündü, hava iyice solmuş, her yer kar beyazına bürünmüştü. Yoldan karşıya geçip kaldırama doğru yürüdüm. Havada dersin bir sessizlik ve sadelik vardı. Etrafta kimsecikler yoktu. Yağmurun nemli kokusuyla birlikte tertemiz havayı içime çekerek ilerledim. Yağmur damlaları giydiğim tişörtü ıslatmıştı. Yaz yağmuruydu. Havanın sıcaklığına aldırış etmeden, yürümeye ve ıslanmaya devam ettim. Karşımda yağmurdan daha berrak, mavliği gitmiş dalgalı ve köpüklü deniz vardı. O an denize bakarak, banka oturdum biraz dinlenmeye karar verdim. Yağmur dinmemişti. Ufka doğru bakarak geçmişe doğru rüyanın içinde hissettim kendimi. Bir an bir yağmur damalsı alnımdan gözlerime doğru süzülerak inmeye başladı o an rüyadan uynadım ve tekrar işe koyulma vakti geldiğini hatırladım.
Yağmurun, içinden sıyrılarak yoluma devam ettim. Denize bakarak geçmişten uzaklaşmaya başladım. Gözümün önüne ufkun donukluğu gelip gitmeye başladı. Gözleri ela, saçları kumral, burnu hafif küçük, allına baktığınızda düz ve çok hafif kıvrımları olan ve bakışlarındaki ateşi sizi yakabilecek bir sıcaklıkta olan ismi kadar konuşmasıda ilginç bir öğrenciyi göreceğimi hatırladım.
Henüz on yaşında olan bu çocuğumuz çok başarılı araştırmacı. On yaşında olmasına rağmen bitkilere çok meraklı, ailesi gezgin olduğu için çocuklarıda dolayısıyla aileyi gözlemleyerek iyi bir araşrımacı olmuş.
Adı : Okyanus,
Yaş :10
Okyanusla ilgili kısa bilgiden sonra Okyanus ve ailesinin içsel yapıları ve neler yaptıkları Okyanus nasıl bir araştırmacı oldu bunun hakkında biraz konuşalım.
Uzun bir yolculuktan sonra denizin muhteşem ritüelini ve yağmurun tenimizde bıraktığı hüznü bir kenara bırakarak Okyanusun evine geliyoruz. Bursa’nın ilginç köylerinden birindeyiz. Gölyazı köyü Uluabat gölünün ortasında bulunun bu göl muhteşem güzelliğiyle, sanki bir ressamın rustik bir portresine benziyor. Kendinizi bu köyde şehrin o pıhtılaşmış atmosferinden kurtarılmış hissine kapıldığınızı hayal edebilirsiniz.

Evleri ahşaptan olan Okyanus ve ailesinin mutevazı evi. Gerçekten görülmeye değer. Okyanusun babası Kemal Göktürk, annesi, Zübeyde Göktürk. Baba Göktürk, Moleküler Biyoloji alanında çalıyor anne Göktürk, genetik alanında uzman. Baba, bitkileri ve bitkilerin yaşayış biçimlerini çok seven biri Okyanusta babası gibi iyi bir araştırmacı. Baba Göktürk, Türkiye deki bir çok İle gitmiş ve bu illerden topladığı bitkileri analiz eden onlarla ilgili gözlem ve bilgi toplayan biri. Okyanus, babasını gözlemleyerek babasının bir çok çalışmasına aşina olduğundan, küçük yaşta bitkiler hakkında bir çok bilgiye sahip. Sanki onlarla konuşuyor. Aynı zamanda bir çok çiçeği var. Çiçekleri o kadar güzel ki hepsi rengarenk sanki yağmur yağdıktan sonra güneşin parlaklığıyla ortaya çıkan içinize o an huzur veren gökkuşağına benziyor.
İyi bir gözlem duygusu ve yeteri kadar tecrübe sizin yerinizde kalmanıza ve ileriye dönük adım atmanızı geciktirir. Okyanus küçük yaşta asla pes etmemiş. Sürekli gözlem yapmış ve o yaşta hobi ve eğlence olarak bitkileri kendine bağlamış. Onlarla oynamış vakit geçirmiş. Bir bakıma Okyanus içinde sakladığı gizil duyguları bitkiler sayesine ortaya çıkararak kendi içsel yaşantısını, sevinç, heyecan, motive belkide hüzün… duygularını bitkilere özen ve değer vererek kendi benliğini keşfetmiş.

Okyanusun, ev dışındaki arka bahçede küçük bir bitki cenneti var, babasıyla birlikte ahşaptan bitkiler için küçük bir atölye yapmışlar. Atölye, o kadar güzel kokuyor ki, başınız dönüyor. Okyanusun en sevdiği koku Nergiz bitkisinin kokusuymuş. Gerçekten çok güzel ve çok ince, hassas bir koku. Kokuyu aldıkça içiniz ferahlıyor. Ciğerlerinize çektikçe ferahlığın içinde kayboluyorsunuz. Ve birde toprak işte en önemlisi de bu. Bitkilerin özenle büyümesi için Okyanusun babası Göktürk, çeşitli topraklar getirerek bitkilerin yaşam kalitesini arttırmış. Okyanusun toprakla oynayışını gördüğümde onun ne kadar mutlu olduğunu ve gülümseyişini, gözlerindeki ışıktan anlayabiliyorsunuz. Okyanusun annesi, genetikle ilgili çalışmalar yaptığı için farklı türdeki bitkilerin genetiğini keşfetmeye çalışıyor ve yeni tür bitkiler elde etmekle meşgul. Okyanus, annesi çalışırken onun kullandığı mikroskobu ilgiyle izliyor. Kendi atölyesinden getirdiği bitkileri annesinin yanında inceleyerek onlar hakkında bilgi ediniyor.
Okyanusun hiç bilinmeyen bir özelliği daha var, el becerileri bitkiler sayesinde çok gelişmiş bunun yanında resim yapmayı da çok seviyor. Babası Göktürk, iş dönüşünde Okyanusa çeşitli resim materyalleri getiriyor. Okyanus yetiştirdiği bitkilerin resmini yaparken kendi hayal gücünü kullanarak onlara sanki canlıymış gibi hayat veriyor. En büyük özelliği her şeyi deneyimleyerek öğrenmesi.
Aile, çocuk için ilk örnektir, aile neyle meşgul olursa çocukta onlara özenebilir. Tabi ki de kendi seçimlerini kendisinin yapması için çocuklar teşvik edilmelidir. Asla zorla bir şey yaptırılmamalı. Ne aile ne de çevre baskı kurmamalı. İyi sorumluluk verildiği zaman çocuk kendi doğru yolunu kendi çizecektir.
Okyanusun evinden ayrılırken, yağmur durmuştu. Tekrar yola çıkarken Okyanusun bize gülümseyişine bakıp oradan ayrılıyoruz. Farklı kişiler ve farklı yaşam, hep aynı rutine devam ederseniz sıradanlaşırsınız. Farklı yerler ve farklı insanlarla diyalog her zaman sizi geliştirir.
“Bir yağmur damlası yüzünüze düştüğünde irkilirsiniz işte o anı yakaladığınızda yeni düşünceler ortaya çıkabilir. İlerlemekten Vazgeçmeyin!”

Sağlıcakla Kalın…





