
SENARYONUZU KENDİNİZ YAZIN
İnsan hayatı, senaryosu önceden düşünülerek yazılan bir filme benzer. Siz filmin kurgusunu gerçekçi yapmak için rol oynayanlardan iyi performans beklersiniz, bazen roller iyidir bazende bu roller bir yönetmen için pek iyi sayılmaz. İlk yönetmeniniz ailedir;
Çocukken size aileniz size senaryo verir ilk rolünüzü böyle oynarsınız. Size ilk öğretilen şeyler hiç bir zaman düşüncelerinizden çıkmaz burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor siz yaşınız büyüdükçe aynı rolü oynamaya devam ederseniz gelişim gösteremezsiniz. Kendinizi geliştirecek yeni kitaplar , farklı diller , sıra dışı kültürler ve gezip gördüğünüz yerler sizin fikirleriniz değiştirerek gerçek kişiliğinizi oluşturacak yani ilk oynadığınız oyunun amatörlüğünden çıkacak kendinize usta roller seçeceksiniz.

İnsan hayatı neden film gibidir şimdi bunu düşünelim;
Yaşama gözlerinizi açtığınızda sizin için önceden hazırlanmış hayatın içinde bulursunuz kendinizi, size biçilen rol ve yaşam tarzı sizin kafanızda oluşturduğunuz ve oluşturacağınız düşünsel yapıya ait olup bu yapıda size düşen rolleri oynarsınız. Roller karmakarışıktır bu hayatta, bu karışık düzen içinde size sunulan gerçeklik ise sizin seçtiklerinizdir. Sizi yönlendirenler olacaktır ama asıl sizi yönlendiren kişi zihninizde oluşturduğunuz düşünsel yapıdır.

Bu düşünsel yapıya biz “bilgi” diyoruz. Siz bilgi almak için veya çevrenizden bir şeyler öğrenmek için soru sorarsınız ve bu sorduğunuz soruları sorgulayarak doğru sonuca ulaşırsınız. Bu süreçte hatalarda yaparsınız ama bu hatalar sizi yıldırmamalı sonuçta sizi doğru yola götürecek olan bu hatalardır. Rolünüzü iyi oynarsanız hata yapma şansınız azalır. Hayatınız hatalı seçim ve doğru seçim arasındaki ince çizgi arasındadır. Bu ince çizgide ilerlerken kendinizi keşfetmeye çalışın bu keşif esnasında kimse size yardımcı olmayacaktır. Bu bağlamda siz öz güvenli olacaksınız ve ancak siz kendinize güvendiğiniz zaman kendiniz iyi tanıyarak seçtiğiniz rolü daha iyi oynarsınız. İnsani değerlerde bu rolün içinde bir yerlerde gizlidir. İnsani değerler saygı, sevgi ve karşınızdaki kişiye nasıl bir değer vermenizle ölçülür. Buda insan ilişkilerinize ilgilidir.

Siz çevrenizle ne kadar çok iletişime geçerseniz o kadar farklı tür ve düşüncede insan tanımış olursunuz buda size farklı senaryoları görmeniz açısından biçilmiş kaftandır çünkü o senaryoları oynayan kişileri tanıdıkça iletişim kurdukça insani değerleri daha doğrusu yardım severliğin nasıl bir şey olduğunu da öğrenmiş olursunuz dolayısıyla size haz veren duyguyu böylelikle yakalamış olursunuz. Siz farkında olmadan bu duygu bilinç altınıza yerleşecektir ve ani kararlarda ortaya çıkarak size kim olduğunuzu öğretecektir. Günümüzde unutulan bu insani değerler yavaş yavaş yok olduğu için insanlar artık birbirlerinin rollerini unuturlar, kendi değer yargılarını kim olduklarını göremiyorlar.

Herkesin oynadığı rutin rollerin dışına çıkan kişiler yani kendini bilen kendini tanıyan rolünü iyi oynayan kişiler, farklı düşünürler ve hayatın anlamını bilerek hareket ederler. Bu kişiler hiçbir zaman kendini düşünmezler yani “Narsist” değildirler. Malesef günümüzde kendinden başkasını düşünmeyen rollerini iyi oynamayan “narsist kişilik bozukluğu” olan bir çok insanla karşılaşabilirsiniz. Yapmanız gereken size önceden verilen senaryoyu iyi okumanız ve kendinize bu senaryodan ders çıkartarak hareket etmeniz ve doğru çizgiyi ancak böyle bulursunuz. Araştırın, keşfedin, okuyun, sorgulayın ve bilgi edinin…
“Beyaz bir kağıda çizeceğiniz resmi önceden düşünmelisiniz, yardımlı ve yardımsız çizmek sizin elinizde, kararsız kalmayın!”
Sağlıcakla Kalın…
