OTİZMLİ ÇOCUKLARIN AİLELERİNİ DENEYİMLEMEK

OTİZMLİ ÇOCUKLARIN AİLELERİNİ DENEYİMLEMEK

Çocuk ilk doğduğunda her şey normaldir. İlk bakışta aile için her şey sıradan bir şeymiş gibi devam eder çünkü aile daha çocuğunun otizmli olduğunun farkında bile değildir. Çocuğunun, belirli ihtiyaçlarını günlük rutinlerine aile devam eder. Çocuk büyümeye başladığında çocuğun gelişimsel seviyesinde bazı rutinlerinde değişiklik olduğunu aile az-çok anlamaya başlar. “Bazı aileler çocuklarındaki  bu  gelişimsel bozukluğu  ne yazık ki geç fark ediyorlar ve teşhis geciktiği için çocuğunda eğitimine geç başlanmak zorunda kalıyorlar.” Çocuğa teşhis konulduğu zamandan sonra aile bu sürecin odak noktası olmalıdır neden merkezde olmalıdır, aile çünkü otizm konusunda gerekli bilgi ve tecrübeye sahip değildir. Aile bu zaman zarfında iyi eğitilmeli ve otizm konusunda gerekli becerilerin sağlanması için terapistlerden, öğretmenlerden vs. Yardım almalı ve çocuklarını bu şekilde kabul etmeleri için onlarla sürekli iletişim halinde olunmalıdır.

Ailelerin kendi aldıkları eğitimde çocuklarının gelişim için önemli bir yolda ilerlemelerini sağlamaktadır. Bunun yanında aile otizmin belirtilerini nelerden kaynaklandığını kesinlikle öğrenmelidir. Çünkü “Günümüzde özel gereksinimli bireylerin sayısı gün geçtikte artmaktadır.” Teknoloji geliştikçe özellikle kullandığımız telefonlar, “Radyasyon yaymakta olan cihazlar”, fabrika atıkları ve dumanları en en önemlisi de yediğimiz ve içtiğimiz yiyeceklerin içine katılan katkı maddeleri ve , Obsesif – Kompulsif Bozukluk olarak nitelendirdiğimiz bir takım takıntılar dır. OKB ; obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir ruhsal hastalığı olarak karşımıza çıkmaktadır.  “Otizmin” yani “nörolojik gelişimsel bozuklukların” sebebi bu tip patolojik sorunlar olabilmektedir.

Özel gereksinimli ailelerin çocukları bu oluşumlara dikkat edip çocuğun nelerden etkilenip etkilenmediğini iyi belirlemeleri aileninde kendisinde olan uyarıcı davranışları varsa buna istinaden çözüm yolları bulmaları gerekmektedir.  Aileler çocuklarına bu saydığım rahatsızları göz önüne alarak eğitim vermeye hazırlamalıdır.

Otizmle çocukla yapılacak en önemli unsur onu sıkmadan hareketlerini kontrol etmek, göz teması kurmak ve iletişim kurarak onu konuşturmak olmalıdır. Bu çocuklar genelde konuşmazlar. Çünkü takıntıları vardır ve hoşlarına gitmedikleri şeyleri asla yapmazlar, sürekli aynı hareketleri yaparlar ve o harekette takılı kalırlar. Örneğin, otizmli bir çocuğu çamaşır makinesinin önüne koyarsanız sürekli makine bakar ve dönmesine odaklanır. Bu onun için olumlu bir uyarıcıdır çünkü çocuğun hoşuna gider. Bir başka örneğe bakarsak, Tv karşısında çocuğunuzu bıraktığınız zaman tv görüntüye dikkatini verir izler ama ne olduğunu anlamaz. Sesleri hoşuna gidebilir. Özellikle bu tür çocuklardaki en büyük sorun yüksek sesten çok korkmalarıdır.Bazı istisnalarda vardır tabi ki de bazı otizmli çocuklar çok zeki olabilmekte ve konuşabilmektedir. Bu tür çocukları keşfetmek bir zaman alabilir ama bu çocuklarla çalıştığınızda çok keyifli bir çalışma olacağına inanıyorum.

En büyük sorunlardan bir tanesi de otizmin sorun olarak bildiğimiz uyarıcıları çocuklardan nasıl uzakta tutabiliriz; öncelikle çocuklarınızı etkileyen uyarıcılardan onları uzakta tutmalısınız(dönen cihazlar, tv, ses, elinde sürekli tutmaya çalıştığı malzemeler vs.) kafasını sürekli meşgul edecek bir şeyler bulun, onunla resim yapabilirsiniz, fotoğraf çekebilirsiniz, birlikte çalışırken videonuzu çekip bu videoyu izlerken başka etkinlikler yapabilirsiniz. Sürekli iletişim içinde olmak, aynı oyunlar yerine her zaman farklı oyunlar denemelisiniz bu faaliyetler onu kazanmanıza yardımcı olacaktır.

“Asla pes etmeyin, uzun yollar birgün kısalacaktır.”

Sağlıcakla Kalın…